Konyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2010 Pazar

Yine Bana Hüsran, Yine Bana İsyan

Beşiktaş maçlarından sonra ortaya konan acayip yorumlar neticesinde, Beşiktaş taraftarlarında ilginç bir değişim gözlemliyorum. Kendi adıma söylemek gerekirse, takım kötü oynadığında büründüğüm skorsal taraftarlıktan ötürü kendimi de bu kitlenin içine koyuyorum baştan belirteyim. Bunun sebepleri var elbette... Fakat hiçbir zaman futbolculara karşı yahut kuşanılan “Bobo’cu, Gogo’cu zihniyeti asla kabul edebilmiş değilim. Beşiktaş’a gelen her futbolcunun da iyi olduğunu söyleyemem elbet. Daha geçen hafta ortaya çıkan çakma menacer, toy futbolcu durumları ortadayken, Türk Futbolcusu ve Türk Futbol anlayışının nerelere indiğini görebiliyorum…

Bu durumda skor taraftarlığına bürünen bünyelerin ne denli sağlıklı düşündüklerinden de şüpheliyim. Sinir harbinde herkes kadar olur olmaz sözleri ağızlarından, klavyelerinden çıkartacak cüretteler. İnsan dingin olamıyor doğal olarak. Fakat bir Beşiktaş’lının 90 dakika kaç tane ruh haline büründüğünü sıralamaya kalkarsak tartışmanın boyutu uzar gider…


Sağlıklı düşünememenin verdiği bu durum olur olmaz çevrelerindeki insanlarıda etkiliyor. Bir Beşiktaş’lı sözlerine ve yaşamına dikkat etmelidir. Keza Beşiktaş adı varsa ortada asla gösteriş ve kibir yoktur. Bu bilinç ile hareket etmedikçe sağlıksız tartışmaların sonu gelmiyor.

Daima maçlardan birkaç gün sonra oturup düşünüp yazmak istediğim bu bloga zaman zaman sinir harbinde yazdığım da oldu. Beşiktaş’ın ortaya koyduğu futbola karşı herkes kadar bende tepkiliyim. İsteksizliğin neden bu kadar su yüzüne çıktığını anlamıyorum futbolcularda… Kafalarının sürekli saha dışında olduğunun izlenimini sezmekten paranoyak olacak duruma geldim. Beşiktaş’a yakışan ya da yakışmayan futbolcu kıyaslamasından öte, Beşiktaş adının ne denli ağırlık uyandırdığını merak ediyorum futbolcularımızın zihinlerinde… Teknik taktik olaylardan daha çok düşündürücü nokta, yaşları itibari ile Türk Futbolu’nda yol katetmiş isimlerin, hâlâ acemi oyuncular gibi hareket etmeleri kabul edilebilir cinsten değil. Zaten sinir harplerinin çıkış noktası olarak bunlar göze çarpıyor ilk etapta… Bir futbolcu 28 / 30’lu yaşlara geldiğinde en az kendilerine idman yediren hocaları kadar tecrübe kazanmış durumdadır. Bunun neticesinde daima kendilerinden beklentilerin yüksek olacağının farkında da olmalıdır. Beşiktaş’ta bu tip futbolcuların çokluğu da göze çarpıyorken insan olur olmaz alınan sonuçların etkisinde kalarak, yukarıda değindiğim skor taraftarı haline bürünmüş gibi gözüküyor.

Oysa olay o kadar net ki, Beşiktaş’ta ki tecrübeli isimlerin istekli oldukları kadar amatörce hareket etmelerinden kaynaklanıyor bu durum.


Dün akşam Konyaspor maçında da olduğu gibi sistemin götürüsü olan 2 puanı daha kendi evimizde bıraktık. İstatistik olarak hatırlamasamda net olarak, sanırım evimizde kaybettiğimiz 10 ya da 11. puan bu.

Futbolculardan ve istatistiklerden yola çıkmışken Beşiktaş’ta forma giyen arkadaşların daha önceki sezonlara göre performanslarının inanılmaz derecede düşüşte olduğu da açık. Birkaç futbolcu haricinde tabii bu durum.

Örneğin Tabata her zaman ki Tabata olmakla beraber, bu adam yüzünden her ne kadar seveni kadar sevmeyeni de olsa, hatta CocoStar olarak adlandırılsada, Delgado’nun gidişi ve maliyeti ile zaten sempati açısından Beşiktaş taraftarlarının büyük kısmında etkisiz eleman olarak göze çarpmakta… 3 maçın 1’inde iyi işler yapması Tabata’nın iyi futbolcu olduğunu asla göstermez. En azından kriterlere uygun değil kanımca.
Diğer yandan Holosko’nun bu kadar pasif kalışı, özellikle geldiği yılı aramamama rağmen en azından geçen seneden uzak görüntü çizmesi tamamen soru işareti… Dua etmeli ki alternatifsiz bir bölgede kaldığı için şans buldu bu yıl. Yamulmuyorsam Holosko’nun iki tane çocuğu var. Sanırım ailesi ile ilgilenirken futboldan uzaklaşacak noktaya geldi. Bu bir düşünce, kesinlik kazanmayan bir tez, baştan belirtmeliyim. Belki de bazı futbolcularda aile hayatı ters tepebiliyor diye düşünürken paranoya’nın sınırlarınıda zorlamamda fayda görmüyorum açıkçası…

Konsantre eksikliği mi dersiniz ne dersiniz bilemem ama dün akşam atamadığı gollerin acısını çekecek diye düşünüyorum. Zaten hali hazırda Beşiktaş taraftarınında kendisine hakaret etmesi olayların tuzu biberi oldu. Kimse Beşiktaş’tan üstün değildir. Fakat Beşiktaş’ın futbolcusu ise, bir şekilde üslup ayarlanmalıydı diye düşünüyorum. Belki de insan bazen kendi cezasını kendisi kesebiliyor…

Velhasıl 60 metreden top sürülerek yine kontra ataktan gol yememiz ile 1-0 geri düştüğümüz pozisyon bence maçın en acı noktasıydı.

Bundan sonra baskılı oynasakta kontra ataklara çare bulmadıkça Beşiktaş’ımızın başı epey yanacak ve bizde futbolda keyif almadığımız haftaları geride bırakacağız.

Baskı’dan bahsetmişken, Lig Tv spikerleri adları her neyse maçın ikinci devresinde bir diyalog sundular ki dillere destan…

Beşiktaş’ın kaleye bol şut çektiğinden dem vururken Konya’nın kalemize iki kez gelip gol yediğini belirtiyorlar. Bunun neticesinde Beşiktaş’ın baskılı oyununa rağmen, Konyaspor’un %100 ile oynadıklarını utanmadan söylüyorlar. Yani kendi maçımızda bile rakibimizin istatistik bile olmayacağı rakamlar ile uğraşarak tamamen sinir harbinin sınırlarını zorluyorlar.

Ve tabii ki bu bir ilk değil. Maçın içerisinde sürekli Beşiktaş’ın rakibine övgüler ile gerekli emirleri yerine getiriyorlar…

Ne diyelim kendilerine yakışanı layıkıyla yapıyorlar…

Schuster inadı mı diyoruz artık ne ise… Beşiktaş’ın bir an önce toparlanması gerektiğinin su yüzüne çıkışının bilmem kaçıncı haftasında artık cidden sabırların zorlandığını belirtmeliyim. Keza bu işin suçlusu ön planda olmayan yönetimdir gözümde… Beşiktaş eğer Schuster’in sistemine uyacak kabiliyette değilse B planını cebinden çıkarmadıkça yönetim, BankAsya’ya el sallamaya son 3 hafta kaldı diyebiliriz…

Ben Schuster’in inat ettiğinden öte, işine biraz karışılmasına tarafım. Fakat bu işi bilen gayet olgun yöneticilerimiz tarafından bu iş gerçekleşmeli. Beşiktaş’ta dikta süren Demirören’in şimdilik gelişmeleri izlemesi sanırım en doğrusu…