Turkcel Super Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turkcel Super Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2010 Çarşamba

TSL 22. Hafta: Beşiktaş JK - Galatasaray SK


Lige verilen aradan beri ufak ufak bir şeyler karaladık. Eskisi gibi süreklilik arz etmesekte bazı şeyleri dile getirdik, dile getirilenleri de buradan duyurduk. Önceki uygulamada yaptığımız gibi maç öncesi ve sonrası yazılara devam edeceğiz. Keza çok ara verdik... Belki de böylesi daha iyiydi, malum ki epey sıkıntılı dönemlerden geçtik. Bu dönemlerde zaman zaman sessiz kalmayı yeğledik. Keza konuşan zarar veriyor yaftasına maruz kalmaktaydı...

Pazar günü Dolmabahçe'de derbi var... Sıkıntının kan kardeşi Beşiktaş'ımız, şaibenin en şuayibi Galatasaray ile karşılaşıyor. Her Galatasaray derbisi öncesi olduğu gibi taraftarımız "nefret" duyguları ile hareket ediyor her cümlesinde... Haklılar, haklıyız da... Mühendis Oktay ağabeyimizin zanlıları ile yüzleşiyoruz her derbide.... Her derbide çalınan şampiyonluklarımızın baş aktörleri ile karşılaşıyoruz çünkü...

Olayın futbol yanını düşünen insan epey fazla tabii ki. Fakat olayın iç yüzünü öğrenene kadar "kardeş" kulüp yakıştırmasını yapan bu zaatlar, nefret tohumlarını bünyelerinde buluyorlar. Doğal olanı da bu zaten.

Beşiktaş'ımızın ilk yarıda ki Gs maçına baktığımızda inanılmaz kaleci hataları ile maçı kaybettiği aşikâr. Bu maç belki de İnönü'de ki Fener maçından önce en çok gol pozisyonu yakalayabildğimiz karşılaşmaydı desek yalan söylememiş oluruz. Serdar Özkan'ın yakaladığı pozisyonları değerlendirememesi ve kalecimiz Rüştü'nün rüştünden uzak bir görüntü sergilemesi ile maçı 3-0'lık skor ile kaybettik. Geldi geçti diyemiyor insan, derbide 3 atmanın mutluluğunu Fener'e karşı yaşadıktan sonra...

Kale de büyük ihtimal ile Rüştü olacak. Mustafa Denizli şaşmaz bu tip oyunculardan ki doğru olan da sanırım bu, bu saatten sonra riske etmeyecektir hiç bir şeyi... Orta saha oyuncularına büyük iş düşecek bir maç olacağı ortada. Bu aşamada da Ernst ve Fink'in oynaması muhtemelen daha sağlam bir görüntü sergileyecektir futbol açısından. Keza Fink yerine Tabata başlar ise doğabilecek kazaların sorumlusu otomatikman Tabata ve Mustafa Denizli olacaktır. En doğrusu kadro konusunda maça saatler kala görmek olacak. Yusuf Şimşek bugün yapılan antrenmana basında çıkan haberlere göre katılmadı, ağrılarından dolayı... Bence Yusuf Şimşek yedek soyunup maçı çevirebilir. Tabii şartların durumuna göre bu böyle bir varsayım. Kadro konusunda net bir şey söylemek zor. E bakınca da yetenekli diyebileceğimiz, peşinden koşturan bir adamımız da yok doğrusu... Takım oyununu oynarsak bu maçı kazanamayız diye bir şey yok. Yeter ki Beşiktaş gibi oynansın. Gaziantep maçında bu ışığı göstermese de bu takım, inanıyorum ki artık kayıpların kendi kellelerine kadar gidebileceğinin farkındadırlar. Yeni yönetimin en azından bazı şeyleri değiştireceğine dair söyledikleri sözlere karşı bu düşünceye kapılmıyor değilim. Oluru nedir deseler olmaz da diyebilirim geçmişi bildiğimizden...

Dönüm noktası olarak gösterilen ve geçmişe karşı bir "öc" alma niteliği taşıyan Gs karşılaşmalarının ben de ayrı yeri vardır. Keza "aristokrat" olarak geçinen bu camiaya karşı halkın tokatı olarak saha da Beşiktaşımızın vereceği ders her daim bu "aristokrat" tayfasının içine oturmuştur ve bu çevremde ki insanlarda gözlemlediğim bir durumdur.

Maçın hakemi Fırat Aydınus olarak açıklandı. Fırat Aydınus'un inandığım tek yönü etki altında kalmadan verdiği kararları uygulaması. Beğendiğim bir hakem diyemiyorum. Hakemlerimizin beğenilecek derece de maç yönetmediklerini sadece Beşiktaş açısından değil, Anadolu Kulüpleri'nin karşılaşmalarını izlediğimde de görüyorum. Bu sezon Aydınus Beşiktaş'ımızın 2 maçını yönetti ve 2 maçtan da galip ayrıldık.

Uzun uzadıya karaladığımız bu yazı da son olarak "Bilet Fiyatları"na değinelim. Asgari ücretle çalışan işçinin maça gitmesi hayatının geri kalanını sıkıntıya sokması demektir, desek hiç abes kaçmaz. Yönetim nasılsa derbiler de her şekilde bu tribün dolar mantığıyla hareket etti sanırım. Bu düşünce ile hareket ettiğini düşünürsek, karaborsaya ekmek kazandırmaktan başka bir şey söyleyemeyiz. Sonra çığırtkanlığı yapılır kulübe destek olun diye... Sen taraftarına böyle sunarsan pastayı, tabağı kırık alırsın paşam...

Şampiyonluğu hedefleyen bir yönetim, şampiyonluğu isteyen futbolcular... Söz bundan sonra bu ikilide... İsteklere ulaşmak kolay değil... Umarım gülen taraf biz oluruz.

Saldır Beşiktaş'ım !


Not: Galatasaray'ın uefa maçını da göz önünde bulundurursak, maçın gidişatı açısından üstünlüğümüz var diyebiliriz. Hatta Galatasaray'ın sakatlarınıda düşündüğümüzde rehavete kapılmadan çalışmalar sürer ise, 3 puanı kazanamamak değişik olayları akabinde getiricektir Beşiktaşımızda...

17 Aralık 2009 Perşembe

TSL 17. Hafta: Beşiktaş JK - Bursaspor

İl Güvenlik Kurulu beklediğimi yaptı, karşılaşmaya Bursaspor'lu taraftarlar alınmayacak. Geçen yılda böyle olmuştu. Bundan sonrada böyle olacak... Taa ki iki takımın taraftarları yada taraftar gruplarının liderleri bir araya gelip illa boyalı basın karşısında barış nutukları atana kadar.. böyle sürüp gidecek.

Aslında bakılırsa her iki takım taraftarlarınında barış adına adım atılması yönünde beklentileri var. Bunu kabullenemeyen fikirlerde mevcut. Fakat istendiğinde bu olay çözüme kavuşturulabilir. İstanbul gibi bir şehirde 1600 kişinin güvenliğini sağlayamamayı düşünebilmek bile bir zaaf. Yani insan düşünce olarak kapılıp gidiyor 1600 kişi korunamıyorsa, 15 milyon (fazlası var eksiği yok) insanın güvenliği nasıl sağlanacak diye... Azıcık bir gezintiden sonra öğrendim ki, Emniyet güçleri açısından eksiği var Polis Teşkilatı'nın. Bu açığı kapatma girişimleride sürüyor Polislik Sınavları ile. AB standartlarını (ne kadar standartsa) yakalamak adına sınavlar ile telafi edileceği düşünülüyor.  AB ülkelerinde 150 kişiye 1 polis memuru düşerken, ülkemizde 300 kişiye 1 polis memuru düşüyor. Doğal olarak bir yandan hak vermekte mümkün Güvenlik Kurulu'na... Ama gel görki sevdanın gözü kör. Sevdaya yasak koymak kadar üzücü birşey yok. Sezon sonu oldu ki lig tekerrür etti diyelim ve Beşiktaş 1-2 puan ile şampyonluğunu son maça bırakıyor, neticesi ne? Beşiktaş taraftarı Bursa'da yasaklı. Bursa'da , Beşiktaş'ta... Daha zor bir durum yok eminim... Futbol karşılaşmasının yancı tarafından şimdilik bu kadar...

Gelelim Beşiktaş'ımıza... Olası kadro tahmini yada herhangi bir kadro girişiminde bulunmak artık zor ama şunu kesinlikle söyleyebilirim Tello sağda görev alırsa, Nihat yada Bobô solda oynar. Beklentimde budur. Biraz geçen senenin eserikliğinden dolayı olsa gerek bu maç beraberlik kokuyor gibi geliyor. Gerçi, geçen sene İnönü'deki maçta Deniz Çoban etkisinide göz önünde bulundurmak gerekli. Sağolsun iki takım içinde kıyım gerçekleştirmesi an meselesi idi. Maçı biraz provoke etti gibi gelmişti bana... Neyse... Ligin ilk yarısının son maçı... Bir nevi köprüden önce son çıkış. 3 puanın ikisini yoktan yere Manisa'da bıraktık. Sezonun ilk yarısını mutlu kapatmak için tekrar Ziraat Türkiye Kupası'nda karşılaşacağımız Manisaspor'u beklemeden Bursaspor'u yenmek şart. Dik oynamak şart. Şut çekmek şart...

Bursaspor'a bakıldığında alt yapısının Beşiktaş'lı isimlerden oluştuğu aşikâr. Anlamak çok zor bu aşamada Bursaspor Yönetimi ve Taraftarlarını. Hem düşürdünüz denir, hem alt yapısı Beşiktaş'lıdır ve bu sadece bu yıl için değil, geçen yıllardada böyledir. Sürekli Beşitaş'lı bir isim kadrolarında mevcuttur. Malûmunuz Ertuğrul Sağlam Beşiktaş'tan feragat ederken, Bursaspor ile anlaşacağını kesinlikle kimse düşünmedi. Ertuğrul Sağlam'ın bu kararına saygımız sonsuz fakat bu durumu nedense yakıştıramadım ben kendisine sözde husumetimizden dolayı olsa gerek diye... Fakat o evreleri atlattı bir çok bünye. Şimdi iyi işler başarması, Bursaspor'u tekrar şahlandırması Türk Futbol'u adına güzel bir adım. Fakat bunun Bursaspor ile sınırlı kalmamasını bir futbol sever olarak daha başarılı işlerde görmeyi istiyor ve bekliyorum. Açıklamalarını okuduğumda kendiside heyecanlı, İnönü mabed'inde Beşiktaş Taraftarının önünde olmak herkesin harcı değil tabii ki... Heleki eski çalıştırdığın takımsa, heleki eski futbolcusu olduğunda...

Bursaspor bu yıl gayet başarılı bir grafik çiziyor. Doğal olarak İstanbul hakimiyetini yıkmak isteyen Bursasporlu taraftarlarda bundan memnunlar. 3 büyüklere karşı oynamak Bursaspor gibi takımları ateşlemekte. Tabii bunda futbolcuların kendilerini gösterme çabalarınında etkisi yüksek. Cuma akşamı futbol seyri açısından kısır bir maç olacağını düşünmüyorum. Gayet heyecanlı bir futbol izlemek dileği ile...

Saldır Beşiktaşım !

5 Aralık 2009 Cumartesi

Yanlış Aşı Meyve Vermez...

Rotasyonel hareketler ile 2 puanı İnönüde bıraktık. Bu kez aşı tutmadı... Keza aynı meyve değildi aşılanan bu büyük ağaca... Çünkü Dinen de yasak ayrı meyveyi aşılamak... Mustafa hoca bunun farkına 71. Dk.'da vardı fakat güneş görmeyen yere tutturdu dalı... O da tutmadı.

Nobre şu takıma gelen en büyük felaket bu sezon. En son 256 gün idi sanırım, şimdi bi 14 gün daha eklersek, oldu sana 270 gün. Bir yıla ramak kaldı "gol" atamıyor bu arkadaşımız. Farkında olmak 71. Dk.'da işe yarar yaramasına, yanlış dalı kesmezsen hoca. Tam Nobre çıkacak diye beklerken çıkan isim Fink oldu. Nihat oldu. Nihat için ayrı ayrı teraneler okumayacağım. Her taraftan belli milli takımda Fatih Terim'in çalıştırdığı... Tek forvet ısrarını çözememe gibi bir sorunum var, 71'den sonrada 3 forvet oynatma sorunum anlıyor musun beni? Geçen sezon'un tekrarı oldu bir nevi. Liderliği alacakken takıldık. Çok iyi hatırlıyorum "Bobooo, Bobooo" seslerini...

İlk yarı gayet baskılı oynayan takım, 2. yarı ne olduysa isabetsiz paslar, kısa toplar, amaçsız ataklar ile sahneye çıktı. Şaşırmamak mümkün değil. Tabata gereksizliği ise nedir anlayamıyorum. Hani bu takımda her oyuncu hazır olacaktı? Hiçte öyle gözükmüyor değil mi? Babamın söylediği gibi "9 kişi oynuyoruz oğlum, ne baskısı?" Hadi oradan diyemedim.

Diyarbakır için güzel bir sonuç oldu, keza kendileri 100.yılımızda da bize tek çelme takan takımdı. Ayrıca bende olsam yatardım diyemiyorum. Diyarbakırlı futbolcu arkadaşların yaptıkları resmen tahrik ve suçtu. Keza buna önlem alınmalı, futbol'un yatarak oynandığı yer Çim Saha'lar değildir benim bildiğim. 8 maçlık galibiyet serisini onlar değil biz bozduk aslında. O kadar sıkıntılı maçlar sonrası bu maçı normal bir "fire" olarak göremiyorum, görülmemeli... Yanlış oyuncu seçimleri bize beraberliği getirdi. İlk yarı 3,4 olacakken Nobre devreye girdi. Ciddi rakiplerimize karşı oynadığımız oyun ilk yarıydı. 2. yarı etkili olsakta amaçsız bir görünüm vardı santraforumuzda... 

Tribünlerde ırkçı söylemlerin olmaması gayet yakışır cinstendi Beşiktaşımıza. Sanırım Diyarbakırspor'lularda alkış tuttular bu duruma. Fakat istiklâl marşımızda neden ayrı bir tavır sergilediler, sergilerler ve bunun karşılığında diğer takımlar o tezahüratı yaptıklarında ne kadar suçsuzlar bunu da vicdanlar cevaplar kannımca...