13 Mart 2010 Cumartesi

Sabır Sabır Ya Sabır...


2010 yılının namağlup futbol takımı Trabzonspor dün akşam Gaziantepspor ile 1-1 berabere kaldı. Trabzon'da bir sıkıntı baş gösteriyor ki bunun nedeni alınan sonuçların taraftarı memnun etmemesi. Futbol zor oyun, taraf olmakta öyle... Trabzon'un yerel gazeteleri Şenol Güneş'i pek yakında daha sert eleştirecektir. Yerelliklerine bağlı olarak diyorum ki etkileri de taraftar üzerinde yoğundur elbet. Yalnız her iki tarafında haklı oldukları noktalar var. Taraftar bir yandan namağlup olmanın gururunu yaşayadururken bir yandan galip gelememenin nedenlerini araştırıyor. Tabii namağlup olmak ne kadar itibar görür orasıda ayrı bir tartışma konusu olur. Şenol hoca ise futbolcuların sorumluluk almamasını açık dille belirtmese de performans düşüşlerinin altını çiziyor. Colman ve Cale'de olduğu gibi bazı futbolcular dün akşam vasattı. Zaten kadroda olmamalarının sebebi Şenol Güneş'e göre performans düşüşleriymiş. Bence ne olursa olsun en kötü yedek kadro da yer almaları gerekiyordu.

Şenol Güneş'in Trabzonspor'a kazandırdığı ivme yadsınamaz en azından şimdilik. Trabzon taraftarının da sabrını baz aldığımız da; tabii sabır camiaya göre değişkenlik gösteriyor, birlik beraberlik olmadığı sürece Şenol Güneş'in Trabzonspor ile bağları kopacak gibi geliyor bana... Çünkü konuştuğum Trabzonlu arkadaşlarımın memnuniyetsizliklerinin baş sebebi Şenol Hoca şöyle yapsa ile başlayan cümlelerde saklı... Herşeyden öte bir futbol sever olarak Trabzon'un bir adım atması gerekiyor. En azından saygı duyduğum isim Şenol Hoca'nın harcanmaması adına çalıştığı futbolcuların biraz daha sorumluluk almaları gerekiyor. Yoksa kolay harcadığımız değerler arasına hem camia olarak hem de teknik anlamda Trabzonspor'un yer alması, kendisini bitirmesi olacak kannımca... Bu yıl olmasa da gelecek sezonda doğal olarak yönetimin de tanıyacağı kolaylıklara karşılık Şenol Güneş, bu yıla göre daha bir atik daha bir istekli Trabzon izletecektir futbol izleyicilerine... Alttan gelen eleştiri sesleri umarım ileride üstlere çıkıp tekrar kaos'a sürüklemez Trabzonspor'u...

Biraz daha sabretmekten zarar gelmez...

Fotoğraf Taka gazetesinin sürmanşetinden. Buradan ulaşabilirsiniz.

12 Mart 2010 Cuma

Ya Tutarsa ?


Gaziantepspor - Trabzonspor 0 2
Gençlerbirliği - Fenerbahçe 2
Antalyaspor - Sivasspor 1
Büyükşehir B. - Diyarbakırspor 1 0
Kayserispor - Eskişehirspor 1
Bursaspor - Manisaspor 1
Galatasaray - Ankaragücü 1
Denizlispor - Beşiktaş 2

11 Mart 2010 Perşembe

Beşiktaş JK - İBB #Maç Sonu

Belediye maçı öncesi bir şeyler karalamak istedim kara tabloya karşı fakat kendi çapımda totem yapıp yazmadım. Tuttu diyoruz :P İBB karşısında oyunun bazı bölümleri hariç etkin bir futbol sergiledi takımımız. Herşeyden öte takım halinde hareket etmeleri işin sevindirici tarafı... İsteyince oluyor bazı şeyler. Bu takım bunu başaracak kapasitede elbet. Fakat Denizli'nin bitmek bilmez rotasyonları dolayısıyla bir türlü dikiş tutturamıyordu Beşiktaşımız. Bundan sonra da rotasyonun en babaları bizi bekliyor bence... Dilerim gerçekleşmez..

Belediye'nin sakat oyuncusunun çokluğuna karşılık lig'de güzel futbol oynamaları takdir edilecek bir durum. Dün akşam da güzel organize oldular fakat sonuca varamamalarının nedeni açık, Ferrari-Sivok 2'lisinin uyumu... Defansımızın sağlamlığı daim olur umarım. Keza sonlara yaklaştıkça artacak sert oyun ile beklenmedik sakatlıklar gerçekleşebilir.

Dün İbrahim Üzülmez'in nam-ı değer Deli İbo'nun doğum günü idi... İlerleyen yaşına karşın Kaptanımızın istekli oluşu ve yerinde müdahaleleri kendine armağan niteliğindeydi... Şarap gibi kadın lafını duydum ama Şarap gibi adam örneği verilecekse kesinlikle aktristlere değil İbrahim Üzülmez'e bu nam armağan edilmeli... Mutlu Yıllar İbo...

Bir de dün akşam bir kat daha artan performansı ile göz dolduran isim var ki kendisi Beşiktaş'ımızın gelecek 10-15 yılına ambargo koysa "yuh" demem. Tabii ki bu isim Necip Uysal. Ersnt'in yokluğunda oynayacağı söylenmişti maç öncesi. Oldu da. Hakkını da sonuna kadar verdi bence... Bileklerinin sağlamlığı, topa basması, presi herşeyi ile göz dolduruyor Necip... Gün geçtikçe artacak tecrübesi ile adını sık sık duyarız umarım. Gelecek sezonlarda başkalarının alternatifi değilde, kendine bir alternatif aratacaktır.

Tribünlerin normal'e göre dolu olması işin "inanç" tarafından bakıldığında kötü günleri atlatıyor olmamızında bir nevi göstergesi oldu. Bilet fiyatlarının etkisi elbet biz taraftarların maça gitme durumunu etkilemekte... Yönetimin biraz da elini vicdanına götürüp fiyatları öyle belirlemeleri stadın doluluk oranını dün etkilediği gibi etkileyecektir. Makul seviyelerde olduktan sonra da ister hafta içi ister hava şartları olsun stadın dolu olmamasını engeller.

Dün akşam'dan kendime kalan, Necip Uysal'a sempatimin bir kat daha artması... Lig'de de hafiften potadayız... İnşallah rakiplerimizin zaaflarına kalmadan kendi oyunumuz ve galibiyetlerimizle işin sonunu güzel getiririz... Çünkü dün akşam farkettim ki, geçen mayıs'da nasıl bağırdıysak gırtlak patlatırcasına " oOoley Oleyyyy OoOolleeeyyy OoOollllleeeyyyy, ŞampiyoOooOonnn Beşiktaşşşş ! " diye, bu yıl da bu tezahürattan mahrum kalmanın üzüntüsü... Allah korusun...

Saldır Beşiktaş'ım !


27 Şubat 2010 Cumartesi

Skora Yatmak ? #Maç Sonu

Maç öncesi herkes çıkarılan kadro karşısında tereddütlüydü. Beklenmedik bir kadro çıkartan Mustafa Denizli şanslı ki eleştirileri def etti alınan galibiyet karşısında peşinen belirtelim. Defansif ağırlıklı bir kadro ile, eski performansından uzakta olsa Kayseri deplasmanından puan almak önemli elbet... Fakat oyun anlaşını çözebilmek gerçekten beceri istiyor.

Gollerin ardından etkili atakları değerlendirememek biraz da olsa baskı yarattı benim kaanatimce futbolcularımızda... Özellikle son paslarda ki başarısızlığımız, rakip takım tarafından ani ataklara sebep oldu. Bunun çalışması antrenmanlar da eminim uygulanıyordur. Fazla derin bir analize girmeden yazıyı sonlandırmak amacım.

Gollerden sonra "yattık". İşin bütün özeti budur.

Hakem meselesine gelince; en olmadık pozisyonlarda futbolcularımıza sarı kart gösterip, kayserili futbolcuların alakalı pozisyonlarına kart göstermemesi, kötü yönetimden başka birşey değildi...

Sesini Duyan Var mı?

Şili'de meydana gelen deprem dolayısıyla siyah kol bandı ile çıktı Tello... Peki diğer futbolcular neden bantsızdı?.. diye soruyor insan doğal olarak. Nerede teknik ekip? Nerede Yöneticiler? Nerede Takım Kaptanı? Nerede Takım Ruhu? Çok zor bişey değil bunu kola sarmak. TFF'nin de bu konuda bir girişiminin olmaması gerçekten üzücü. İnsanlık adına üzücü... Kimse çıkıpta; hele ki federasyondan bir yetkili "Şili halkının üzüntüsünü paylaşıyoruz" demesin.

Ülkene, milletine, sana ve ailene geçmiş olsun Tello...

Deprem'i daha önce defalarca yaşamış bir millet olarak "bant" ile de olsa duygusal desteği vermememiz, kimse kusura bakmasın, bizim ve "yetkili"lerimizin ayıbıdır.