7 Nisan 2010 Çarşamba

29. Haftanın Hakemleri

9 Nisan Cuma:
20.00 Gaziantepspor-Manisaspor: Barış Şimşek

10 Nisan Cumartesi:
15.00 Antalyaspor-İstanbul Büyükşehir Belediyespor: Aytekin Durmaz
19.00 Beşiktaş-Trabzonspor: Bünyamin Gezer

11 Nisan Pazar:
15.00 Kasımpaşa-Ankaragücü: İlker Meral
15.00 Gençlerbirliği-Bursaspor: Fırat Aydınus
17.00 Denizlispor-Eskişehirspor: Özgür Yankaya
19.00 Galatasaray-Diyarbakırspor: Kuddusi Müftüoğlu

12 Nisan Pazartesi:
20.00 Kayserispor-Sivasspor: Cüneyt Çakır

Bir Garip Truva Öyküsü

Internet teknolojisi sağolsun, günümüzde maç biletini dahi klavyeden satın alabiliyoruz. Yakın bir gelecekte köfte ekmeği de, üzerinde dumanıyla birlikte internette satışa çıkarırlarsa şaşırmam.

Endüstriyel futbola karşı oluşumuzun bir sebebi de futbol aşıklarının bu tarz platonik eğlencelerini ellerinden alıyor olması belki. Tabi ki bu 'canavarın' futbola vermiş olduğu zarar bu kadarla da kalmayabiliyor.

Eski usül, ''yaşanmışlık'' seven biri olarak haftasonu oynanacak olan Trabzonspor maçına 5 bilet ayarlıyorum semtteki bir ağabeyimin yardımıyla. Bileti alıp maça gelecek olan insanlar Amasya'dan bir grup. O kadar yolu tepmeyi, o cefayı göze almış insanlar.

Biletler satışa çıkmadan soruyorlar fiyatları. ''Belli değil, ama genelde büyük maçlarda yeni açık 75 falan olur'' diyorum. Kesinleşince yeniden haberleşmek üzere kapatıyoruz telefonu. Derken bilet fiyatları açıklanıyor; daha iyi bir haber verecek olmanın keyfiyle sarılıyorum telefona. ''Ağabey çıktı biletler, yeni açık 50 lira.''

Allah senden razı olsun kelamları başlıyor telefonda.

Estağfirullah abi ne yaptık ki diyorum, beni dumur eden cevap geliyor karşıdan.

''Biletleri ..... Çarşı'dan alıyorum ben, üzerine komisyon koyuyorlar.''

Ne, nasıl?

* Bu yolsuzluğun döndüğü yeri ''.... Çarşı'' şeklinde sansürle belirtmemin nedeni tüm bölgeye böyle bir durumu mâl edemeyeceğimiz gerçeğidir. Orada gerçekten Beşiktaş için mücadele veren insanların emeklerine duyduğumuz saygıdandır.

***

Neyse ki 5 adet yeni açık biletine 250 lirayı, yani ''ederini'' vererek gelecek maça abimiz. Ama mevzu balık tutmakta değil, balık tutmasını öğrenmekte. Ben yaptım ben ettim demeyi sevmem ama; bugün ben olmasam belki 50-60 lira fazladan para verecekti bu abilerimiz.

Hepsi maaşla çalışan, ev geçindiren, feragat ederek bizlerle olmaya kilometrelerce yoldan gelen insanlar. Karşılığında yer ve zaman ne olursa olsun karşılaştıkları şeyin adı ''soygun''

Bunu yapanları ismen ve cismen bilmiyorum fakat yaptıkları şeyin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Bu Beşiktaş'ın ve insanların Beşiktaşlılığının üzerinden rant sağlamaktır.

Ayrıca Beşiktaş tribünlerinin ve gıptadan dolayı sürekli zarara uğratılmak istenen Çarşı'nın adına, özüne ve felsefesine gölge düşürecek ve halel getirecek harekettir. Bizim kutsal bildiğimiz bu noktaları kendi sömürüsüne meze eyleyenin de yakasında olmalıdır elimiz.

Sonra biri çıkar, ''bilmeyen biri de olsa haklı sayar kendini'' ve der ki: Bu işler rant kapısıdır.

Delinin eline taşı önüne kuyuyu verirseniz o taş oraya atılır, sonra buralarda nasıl çıkaracağız diye kafalar parçalanır. Özümüzden şüphe duyar, gider yapar hale geliriz ve tribün liderlerimiz kongrede ibrayı, ibra edilen Beşiktaş yönetimini alkışladı diye fişlenir.

Oysa dün de gördük ki bizim bu insanların, bu tribünün, sahip olduklarımızın, değerlerimizin kıymetini bilmemiz gerekir. Bir meczubun bile diline ''Falan filan bilet başına şu kadar cukka ediyormuş, kimbilir bu işin ağababaları bu işten ne götürüyordur?'' kelamını düşürmememizdir yakışan. Bize düşen bu ayrıkotlarını söküp atmaktır içimizden, Beşiktaş kardeşliğinin esas olduğu, Beşiktaşlının Beşiktaşlıya kazık atmaya teşebbüs etmediği güzel günlere dönüş adına.

Ve bu noktada akla gelir sonsuzluğa giden Optik Başkan...

Beşiktaş'tan menfaat bekleyen...... demiştir zamanında.

Anlayana...

6 Nisan 2010 Salı

Taziye


Futbol takımımızın kaptanı İbrahim Üzülmez, amcasının oğlu Nuri Üzülmez'i Adana'da meydana gelen trafik kazasında kaybetmiştir. Kendisine rahmet, kaptanımız İbrahim Üzülmez ve acılı ailesine baş sağlığı diliyoruz. Allah sabır versin.

5 Nisan 2010 Pazartesi

Başımızdan Eksik Olma

Süleyman Seba Başkanımızın Doğum Gününü Kutlarız...

" Beşiktaş için bir şeyler yapmak istiyorsanız , kimsenin adamı olmayın... "

28. Hafta Değerlendirmesi

Beşiktaşımızın etkisiz futbolu ile şahsen tatsız bir hafta geçirdim. Ankaragücü gibi vasat bir takıma karşı etkisiz futbol sergilemek üzücüydü. Bu futbol ile şampiyonluk köprüsünden önce son çıkışa girmemiz içten değil... Diyeceksiniz ki sakatlarımız çok... Evet sakatlarımızın olması alternatifsiz bir Beşiktaş'ı gözler önüne serdi... Bu günleri göremeyen yönetime teknik heyete selam olsun... Daha önce çok dile getirdim burada, yeteneksiz futbolcularla dolu Beşiktaş diye... Özkaynaktan beklediğimiz yeteneklerimizide Mustafa Denizli görmemekte... Zor futbolumu seviyor anlamıyorum ki? Hani heyecan olsun diye mi böyle bir mantık ile hareket ediyor... İlla kıl payı bir şampiyonluk yada galibiyet mi istiyor? Çözmesi zor gerçekten...

Alınan 1 puan sezon sonu kıymete binecek elbet fakat ortaya konan futbolun amaçsız olması araştırılmalı... Ankaragücü'nün bu kadar etkili olmasını da doğal olarak zaaflarımıza bağlıyorum. Yoksa vasat futbol ile bir gıdım ileri gidemeyen bir takım. Sadece iyi konsantre oldukları zaman maçlarda böyle futbol sergiliyorlar. Verilmeyen gollerinin olduğu dillerde gezerken, Beşiktaş'ın verilmeyen penaltısını es geçiyor tüm medya... Üzerine Cumartesi akşamı oynanan Bursaspor-Antalyaspor karşılaşmasında çalınan penaltının "pen-altı" olduğunu dile getiriyorlar. Bu kadar Beşiktaş Düşmanı olmaları da doğal... Hazımsızlar çünkü... Hazımsızlıktan girmişken Bursaspor'un penaltısını kullanan kaleci İvankov'un mimiklerine çok dikkat etmenizi istiyorum. İvankov sanki profosyonel bir futbolcu değilde, bursaspor tribünlerinden alınıp kaleye konmuş bir taraftar gibi... Kendisini taktir ederken, kullandığı penaltıyı bilinçli olarak penaltı noktasında tutmadığını düşünmekteyim... Futbol Federasyonunun yanlış hatırlamıyorsam daha önce tv görüntüleri ile karar verdiği karşılaşma olmuştu... Sanırım tv izlemişlerdir ve bu maçın akibetini belirleyeceklerdir... Tabii bunu yapabilmeleri için sevgili medyamızın rolü yadsınamaz... Bursa-Antalya maçının bariz hakem ve kural hataları ile geçmesi sadece Beşiktaşımızı değil tüm takımları etkilemiştir... Hatta yukarıda değinmişken TFF'ye, ben şahsen bursaspor karşılaşmasına dair negatif bir karar çıkaracaklarını düşünmemekteyim... Volkan Şen'in es geçilen kırmızısı, üzerine Antalyaspor'lu futbolculara gösterilen alakasız sarı kartlar ile katledilmiş bir maç geçti cumartesi...

Fenerbahçe'nin dün gece aldığı 3 puan üzerine söylenecek pek söz yok... Kulüp başkanları konuştuğu sürece Fenerbahçe'nin sırtı yere gelmez... Hak mahrumiyetine tabî tutulsada başkanları...

Beşiktaşımızın yeni yönetiminin suskun durması düşündürücü... Geçmişteki hataları tekrar etmeyeceğinin sözünü veren sayın Yıldırım Demirören'in hala ne beklediğini anlamak zor. Umarım zoraki değil de; zorakiden kastım Beşiktaş İstişare Heyetleri, kendi istediği için düzgün ve etkileyici açıklamalar yapar...

Bu haftasonu Trabzonspor'u İnönü Mabedinde ağırlıyoruz... Sakatlarımızın olması en büyük dezavantajımız... Burada dile getirmek istediğim bir şey de şu ki ; Fenerbahçe maçı öncesi Trabzonspor karşısında 3 sarı kartlı futbolcularımızın çokluğu ve sakatlarımızın oluşu karşılaşma öncesinde göze batan tek unsur. Ve inanın ki katledildiğimiz bir maç izlememek elde değil şimdiden... Hakemlerimize güvensizliğimiz sonsuz vesselam.

Herkese iyi haftalar, saygılar...

Fotolar forzabesiktas.com'dan alıntıdır.