23 Mart 2010 Salı

Yorumsuz

Yer:Çamlıca
Mevki:Coşkun Kolejleri
Yaş Grubu:7-16
Konu:Genç Nesile Spor Adına Ne Yapabiliriz.
Toplantı bitiyor.
Öğrenci kardeşlerimiz bahçede İstiklal Marşı için sıraya girmişler.
Aşağı yukarı 2000 kişi.
Bizde okul müdürü nezaretinde
Nezaketen
Kardeşlerimize bir merhaba için
Bize ayrılan platforma çıkıyoruz.
F.bahçeli arkadaşlar takdim ediliyor.
Kuvvetli bir alkış
G.Saray
Yıkıldı ortalık
Sıra bize geliyor.
Beşiktaş Çarşıdanda...
Lütfen bir 50 kişi
Kaynar sular döküldü başımdan aşağı

Yer:Kartal
Mevki:Doğa Koleji
Yaş Grubu:11-15
Konu:Yetimler Gülümsemek İster
Paneldeyim.
En az 200 kişi var.
Bayağı bir konuşuyorum.
Sonra nereden aklıma geliyorsa
Soruyorum
Aranızda ne kadar fenerli var?
Yarısı el kaldırıyor.
G.Saraylılar
Öbür yarısı
Neler oluyor yahu derken
E-ee Beşiktaş
Bir kaynar suda oradan yiyorum iyimi
Abartıyorsam namerdim.
3 kişi
Yazıyla üç.

Yer:Nişantaşı
Mevki:Fevziye Mektepleri
Okuldaki öğrenci,veli,öğretmenler arasında yapılan anketle yılın taraftarı seçilmişiz.
Ödül verecekler
Bende almaya gidiyorum.
Yapılan o ankete bir istatistik daha çıkıyor ortaya
Okulun 4/3 ü G.Saraylı.
Sevinsekmi,Üzülsekmi
"Muamma"

Yer:Balmumcu
Mevki:Ata Koleji
Bir arkadaşımın çocuğu orda okuyor.
Sınıf 22 kişi
Çocuk akşamları babasına veryansın ediyor.
Çocuk yüreğiyle
5 kişilermiş sınıfta
Beşiktaşın 5 i

Lafın belini kırarsak
Yani
Gerçek o ki bilinçli politikalarla Beşiktaşlılığı bitirmeye çalışıyorlar.
Bu çocuklar 15 sene sonra
Kurum ve kuruluşların başına geçecek.
F.Bahçeli ve G.Saraylı kadrolaşma
İster bürokresi alanında
İster sportif arenada
Bütün mevkilere hükmedecek.

Sizde kavga edip durun kardeşim.
Tribün kavgası yapın
Koltuk kavgası yapın
Birbirinize ihanet edin
3 kişi yanyana gelemeyin
Yükselen değerlerinizi alaşağı edin.
Kavga edin kardeşim

Bak eloğlu neler yapıyor
Siz uyuyun kardeşim.
"Renkli" Rüyalar

Alen Markaryan'ın Forzabesiktas.com'da yazdığı bir yazı... Gerçekten yorumsuz. Blog'da bulunsun istedim. Ulaşabilene ulaşşsın ki gözler "şaşı"lıktan kurtulur belki...

20 Mart 2010 Cumartesi

Münferit Olaylar , Yönetimimiz , Medyamız

TFF ve PFDK Perşembe ve dün "beklenen" kararlarını açıkladı.
Ali Sami Yen maçında yaşanan olaylar "münferit" olduğu için para cezasını yeterli bulmuşlar.
Fenerbahçe yönetimini kendi adıma kutlarım, çok akıllıca bir açıklama yapmışlar.
Bu olay münferitse FB-Everton hazırlık maçında yaşanan yaralama için neden stadlarının kapandığını; bu cezanın hangi kurala göre verildiğini sormuşlar.
Stadımızın 5 maç kapandığı olayı hatırlıyorum.
İki kişi, tuvalette kavga ediyor ve biri ölüyor.
Beşiktaş taraftarı haftalar öncesinden organize mi oldu? "tuvalette birilerini kıstıralım, öldürelim" diye?
Yoksa bu da mı münferit bir suç muydu?
Cezanın sebebi stada sokulmuş bıçak ise, GS-Agücü maçında taraftarın atıldığı yere ile ilgili GS kulübü geçen yıl GS-FB maçında taraftarların oraya çıkması ile ilgili uyarı aldı mı almadı mı? Oraya önlem alması istendi mi istenmedi mi?
Peki, stadı "münferit" bir suçtan 5 maç kapanmış ve o cezayı Başkan olarak tebliğ almış mevcut Başkanımız ne yaptı?
GS'ye yapılan çifte standardı duymazdan geliyor.

İBB-D.Bakır maçı 1-0 tescil edilmiş.
Türk futbolunda sayısız örnekleri olmasına rağmen, yine bir ilk yaşanmış.
Kabul. D.Bakır'u düşürmeye cesaretiniz yok. Belli.
O zaman D.Bakır-Bursa maçı neden hükmen 3-0 Bursa'ya verilmiş?
Üstelik de o maç 0-0 giden bir maç
İBB dese ki "zaten kazanıyorduk, 3 dakika kalmıştı", bir yere kadar hak verirsin.
Peki ya Bursa maçı? 0-0 giden bir maç, yarıda kaldığı için hükmen sonuç yazıldı.
Hakemin kafası yarılması ise bir maçın sonucunu hükmen belirlemeye sebep olan, FB-GS maçında 4. hakem kafasındaki dikişler ile çıkmadı mı maça? FB-GS maçı olunca "gir içeri, pansuman ol, dikişini attır, maça çıkalım", D.Bakır - Bursa maçı olunca "ölümden döndük, katiyen çıkmayız".
Şampiyonluk yolundaki rakibimiz en zor deplasmanlarından birinden oynamadan 3 puan aldı.
Yönetimimiz yine duymazdan geliyor.

Yönetim hakem hataları, rakip oyuncular hakkında açıklama yapacağına böyle futboldışı gelişmeler için devrede olmalıdır.
Bir Beşiktaş taraftarı olarak bu iki garip uygulama hakkında yönetimimizin yapacağı bir açıklamayı merakla bekliyorum.

Uçurum #Maç Sonu

Dün akşam 90 dakika Yusuf Şimşek'e nasıl dayandı Mustafa Denizli diye düşünüp durdum. Geçen sene yaptığı katkıları düşündüm, düşündükçe uçurumun eş anlamlısını öğrendim. Sadece Yusuf için değil, Beşiktaş alt yapısından yetişip İspanya'ya transfer olan ve daha sonra kiralanan İbrahim Kaş'ı düşündüm. Nedir yani ısrar etmek bu adam da anlayamadım. Zaten transfer olmadan önce oynadığı sezonda da ne kadar verimli olduğu tartışılır. Futbolcunun kötü dönemleri olabilir normaldir. İbrahim Kaş'ın da katkı yaptığı yerler vardır normaldir. Fakat burada üzerinde durulması gereken nokta; performansına katamayan futbolcularda sürekli ısrar edilmesi, böylece hem taraftarın tepkisini hem de gelecek eleştirilerin önünü alamamaktır. Mustafa Denizli'nin nedense böyle bir duruşu var. Eyvallah liderliğine diyecek söz yok. Umut aşıladığı da ortada... Böyle ısrarcı olmasının farkında olmaması düşündürücü... Üstelik Beşiktaş'ın öz evlatları ile taraftarın arasının açılması kaçınılmaz oluyor bu düşünceyle gidildiği sürece...

Yusuf Şimşek'e 90 dakika dayanmak gerçekten büyük iş. Her ayağına gelen topu ezmekten başka bir şey göremedim ben dün akşam. Oyuncu değişikliklerinin olacağı sırada ümitlendim fakat beklenmeyen bir değişiklik oldu tarafımdan. Holosko'nun değerlendiremediği pozisyonlar yüzünden Yusuf'un hataları gözden kaçtı. Farkına varıldığında da oyuncu değişikliği hakkımız bitmişti...

Kasımpaşaspor'un Bursaspor karşısında oynadığı futbol ile dün akşam ki futbolları kıyaslandığında "büyük takımlara karşı" lafına inanmamak gerek. Keza teknik direktörleri Yılmaz Vural'ın Bursaspor lehine açıklamalarından sonra antipatik gelmemesi tarafımdan abes kaçıyor.

Şampiyonluk yolunda yara almış olsak bile "marka değeri" olan ligimizin daha çok sürprizlere gebe olacağını kestiriyorsunuzdur az çok. O yüzden önemli olan hatalardan bizim çıkardığımız sonuçlar önemli...

Kara günlerimizi Mayıs'ların beyazı örtsün !

19 Mart 2010 Cuma

Demokratik Açılım

TFF'nin açıklamasından sonra meydana gelen 5,5,6'lık bir anket... Sonuç ortada... Diyarbakırspor küme düşmedi... TFF 1-0 olarak maçı tescil etti. Böylece Demokratik Açılım için bir adım daha atılmış oldu sanırım. Galatasaray - Ankaragücü maçında yaşananlara dair verilen ceza da zaten bu yönde bir karar çıkacağını düşündürmüştü bende. Hatta Sayın Vali Muammer Güler'in Kanaltürk'e telefon bağlantısında da bu yönde karar çıkacağını belirtiyordu bir nevi... Çünkü malum açılıp saçılıyoruz. Her yönde taviz tanınıyor. Galatasaray'a ve Diyarbakır'a verilen cezalar ile bir nevi Türk Futbol'unun geleceğine şekil verdi kanaatimce TFF... Nasıl mı?

Çifte standartın en babası oldu bu kararlar ile. Keza az önce Fenerbahçe'nin resmi sitesinden Galatasaray hakkında çıkan karara karşı yapılan açıklamayı da okudum. Gerçi Fenerbahçe yönetimi her konu hakkında resmi siteden açıklama yapar oldu tartışılır. Fakat gerçekleri görmemezlik olmaz. İlgili açıklama burada gayet mantıklı bir açıklama... Bu olayların adı Diyarbakırspor veya Galatasaray değil de Beşiktaş yahut diğer kulüpler olsa aynı kararın çıkmayacağı kesin. Futbolu yönetenlerin aldığı kararlar Türk Futbol Tarihi'ne "çifte standart" örneği olarak işlenmeli, işlenecektir. Hatta sadece futbolu yönetenler ile sınırlı kalmamalı. Bu kararlara dair ve bu kararların verilmesinde etkili olduklarını belirtmeselerde herkes tarafından bilinen sevgili basınımızda bir nebze pay almalıdır. Tarafsız bir yorumcumuzun olmadığı medyamızda en az ileride gerçekleşecek olaylar kadar peşinen belirtiyorum suçludur. Hatırlayın Beşiktaş İnönü Stadyumu'nda meydana gelen acı olay karşısında atılan başlıkları.... " Ölüm Stadı " yazacak kadar aciz ve banal olan bir medya karşımıza çıkmış oluyor. Bazı kulüplere karşı yangına körükle giden medya "aman aman" "iyi niyet gözönünde bulundurulmalı" edaları ile hareket ediyor bu iki kulüp karşısında... Nedir bu çifte standart ! Neden bu kadar acizsiniz ?! Kimden çekiniyorsunuz ? Yazık kere yazık...

Örnek teşkil edeceğini şahsen belirtmiştim ve bakıyorum herkesin düşünceside bu yönde... Dilerim ki daha kötü örnekler ile karşılaşmayız millet olarak. Fakat bu çifte standartın önceki yazımda belirttiğim gibi mantıklı bir açıklaması olmalı... Yanılmıyorsam tekrarlanan bir Fenerbahçe - Rizespor maçı vardı, hani hakem Ali Aydın idi... Hakem hatası olarak kayıtlara geçmişti ( tekrar belirtiyorum yanılıyor olabilirim ). Maç tekrar edilmişti... Şimdi TFF verdiği bu karar ile geçmişte gerçekleşen bu olayın bağdaşan tek tarafı, hali hazır da valimizde hakeme verdiği emniyet güvencesine karşılık, hakemin tekrar sahaya dönmemesi hakem hatası olmuyor mu? Yanılıyor muyum? Peki o zaman İBB-Diyarbakıspor maçının tekrarı gerekmez mi? Hımm... Talimatname mi? O sadece başka kulüplere işliyor sanırım. Çünkü Talimatnameye uygun bir karar göremiyorum ben...

TSL: 26. Hafta: Kasımpaşaspor - Beşiktaş JK

Turkcell Süper Lig'in 26. Hafta açılış maçında Kasımpaşaspor'a konuk oluyoruz. Lig tarihinde 16. kez karşılaşacağımız Kasımpaşaspor'a hiç mağlubiyetimiz yok. Bu akşam da bu geleneğin devam etmesini arzu ediyoruz... Kasımpaşaspor'un çalıştırıcısı Yılmaz Vural'ı taktir ediyorum fakat Bursaspor karşısında takımını eski görüntüsünden uzak şekilde sahaya sürmesi ve kenardan (kimine göre) şovunu sergilememesi nedeniyle kafamda soru işaretleri yarattı bu hali... Sırf Bursa diye değil, diğer Anadolu kulüplerine karşı aynı tutumu sergilemediği de ortada... Neyse maç ile ilgisiz bir not olarak belirtmekte fayda var.

Tarih: 19.03.2010
Saat: 20:00
Stat: RTE Stadı
Hakem: Özgür Yankaya

Saldır Beşiktaş'ım !