çarşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çarşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2010 Perşembe

Yürüyüş...

İşlerim dolayısıyla gidemediğim protesto yürüyüşünü sonuna kadar takip etmekle yetindim. Öncelikle Ntvspor muhabiri Loran Vayloyan'a serzenişte bulunarak ısrar ile 250-300 kişinin protesto gösterisinde olduğunu belirtmesi işin başka boyutlara çekilmesine meyil veriyordu kanımca... Neyse neticede neyin ne olduğu ortada... Az yada çok kesin bir şey var ki ses getiricek bir yürüyüş oldu... Kavgasız ve gayet medenice... Orada olamadığım için tekrar üzüntümü tazeleyerek haber1903'de ki fotoğraflar ile özetleyelim olayı...








20 Nisan 2010 Salı

çArşı Tff'ye Karşı !



Büyük Beşiktaş Taraftarı

TFF’nin derin sularında neler olduğunu bilmekle yetinen, bihaber olmayı övünülecek bir özellik sanan insanların tutundukları dalın dal olmadığını,
gidilen yolun da yol olmadığına dikkat çekmek için TFF’ye yürüyoruz.

Beşiktaşımız ile birlikte çarpan yüreklerin yan yana, omuz omuza bir çığ gibi büyümesini ve protesto yürüyüşüne katılmasını bekliyoruz.

22 Nisan 2010 Perşembe Saat: 12.00’da Kazan Bahçesinde Toplanıyoruz.

çArşı

Kaynak: www.forzabesiktas.com


13 Ocak 2010 Çarşamba

" A "

'' A ''

Çok basit değil mi?

A

Alfabenin ilk harfi…Çoğumuzun eğitimdeki ilk mesaisi.

Hepimiz öğrendik ‘A’ yı, sonra da farklı amaçlar için farklı yerlerde yazdık.

Örneğin ağabeylerimiz, yoluna ömür adadıkları Çarşı’yı yazarken kullandılar değişik bir boyutunu.

Sorduk ‘’Bu niye diğerlerinden farklıdır’’ diye, anarşi dediler.

O ne ki diyebildik çocuk aklımızla, adaletsizliğe, bozuk düzene karşı olmakmış.Aslı Gündoğdu’da yatar, gücünü Beşiktaş sevgisinden alırmış.

Yıllarca Beşiktaş’ın elini kolunu bağlamışlar, hakkını gaspedip masabaşında oyuncak misali hiçe saymışlar emeklerini.Beşiktaşlı eli kolu bağlıyken kafa atmaya yeltenince de fişleyip adını anarşi koymuşlar.

Peki Beşiktaşlı cevaben ne demiş?

‘’Adaletin bittiği yerde anarşi başlar.’’

Bu devran böyle gitmiş ve Beşiktaş tribünü yaygın tabirle yedi düvele nam salan bir güç halini almış.

Buraya kadarki tüm gerçekleri masal kipinde ifade etmiş olabiliriz; lâkin acı tecrübelerle sabittir ki, hayatta her güzel şeyin mutlak bir sonu varmış.

Beşiktaş tribünlerinin uğrak yerine göz dikilmiş bir zamanlar, loca yapılacakmış oraya.Yeni açığa mevzilenmiş taraftar.

Bu duruma hassas ayar bile verilmiş.

Denmiş ki;

‘’Stadın her yeri loca olsa da, sevenleri kimse ayıramaz ki…’’

Bir kongre gelmiş ve adaylardan biri demiş ki;

‘’Seçilirsem kapalıyı gerçek sahiplerine geri vereceğim.’’

Kastı: Çarşı

Seçilmiş, sözünü tutmuş.

Günümüze kadar olan süreçte olanları anlatmaya gerek yok sanırım, geldiğimiz nokta malum.

Fakat gittikçe kapalı gerçek sahiplerinin oraya taşıdığı ruhtan uzaklaşır olmuş.

Üste Telekom reklamı,

‘’Ruhumuz Yeter’’ yazısının siyaha boyanması;

Pankart yasakları…

Gelgelelim yıllarca farklı olduğumuzu düşündürten en önemli iki nokta isyankârlık ve sosyal sorumluluk ruhumuzdan yol almaya başlamış.

Tekel pankartına, Türkân Saylan’ın yâd edilmesine ve daha bir dizi olaya, hatta özkaynağa kadar ve Beşiktaş geleneklerini yaşatmaya yönelik söylemlerimize bile ambargo konulmakta.

Hatta Alen ağabeyimizi bile anamaz olduk bir pankartta.

Profil deyip duruyoruz hep de, hakikaten bir değişim var sanki.

Bunun anahtarı galiba taraf olmamakta –elbette Beşiktaş’tan başkasına.-

Şimdi yapabilir miyiz?

Zamanında yapıldıysa şimdi neden olmasın?

Ama o zaman içerisindeki isyan ve ruh hali, o şevk, o aşk ve o inanmışlık.

Mesele A’yı yeniden hatırlamakta.

Amerika’yı yeniden keşfetmeye ya da alfabeyi yeniden yazmaya gerek yok.

Sadece A yeterli, lâkin dolu dolu olsun içi…


Not: Bu yazının yazarı Aram'a teşekkürlerimizi sunarız.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Kaçan fırsat



Sıkıntı büyüyor ve büyüdükçe içinden çıkılmaz bir hal alıyor.Beşiktaş tribunlerine emek vermiş insanlar gruplasmaya baslıyor ve Beşiktaşın en saglam kalesi sallanıyor.Zaman insanları duygusallastırırmıs derler ve bu tribunlere emek vermiş abilerde duygusallasmaya baslıyorlar.Beşiktasın tribun gelecegini bir türlü olusturamadıkları için sorunun ana kaynagı olmaya baslamıs bulunuyorlar.


Aslında 2 sene önce çarşı fesedildiginde bu işi bırakacaklardı yanlız kapalıdaki karagumruk ve benzeri olusumlarıda stadlardan cıkardıkdan sonra ve yerlerini yeni nesle bırakıp Beşiktas için mucadeleyi kongrede sergileyeceklerdi.Bu Beşiktaş tribunlerinin kurtulusu olurdu ve basiretsiz yönetimlere hem kongrede hemde tribunlerde daha sert bir muhalefet yapılmasınında önü açılırdı ama olmadı o fırsat kaçtı
bu saatden sonra kırılan vazoyu eski haline getirebilecekler mi ? sorusunun cevabı verilemiyor.

30 Ekim 2009 Cuma

Çarşı - Kartal Yuvası Çelişkisi



Hemen hemen bir iki gündür gündemde olan bu konu üzerine fikrimi buradan belirtmek istedim. Şuan iki farklı görüş var. Bir taraf "Rant"a dönmesin diyor, bir taraf "Önüne geçmesin" diyor. Neredeyse aynı odaktan çıkan görüşler.

Çarşı Türkiye'de şüphesiz bir marka. Bu Dünya'dada böyle. İşin tribün yönünü konuşma cesaretini ben kendimde bulamıyorum açıkçası. Tartışmasız kalite ortada. Fakat işin endüstiriyel tarafından bakınca işler değişiyor. Çarşı ismi Boyner'in elinde tescil edilmiş olarak. Bunun Beşiktaş'a kazandırılmasını, ait olduğu yerde durmasını çok istiyorum. Çünkü Beşiktaş'sız Çarşı, Çarşı'sız Beşiktaş asla düşünülemez. E bunun maddi getiriside gözardı edilemez. Bunun farkına varan Kartal Yuvası yetkilileri atağa kalktılar markayı kazanmak adına... Beşiktaş'ın önüne geçmek nedir? Bunu önlemek için birşeyler yapmak nedir? Önce bunları kavramak lazım.



Bakıyoruz Çarşı ismi Boyner'de, fakat ruh Beşiktaş'ta. Ürünler korsanda...
İki taraftada maddi getiri edecek tek pul yok. Bu işin ekmeğini yiyen korsan ise ve biz Beşiktaş taraftarlarının büyük bir kısmı illede Lisanslı Ürün diyorsak "Rant" olarak görünen durumu hiçe saymalıyız. Maksat Beşiktaş'a getirisi olacak ve değerlere zarar vermeyecek birşeyse buna engel olmak, yaptığımız işler ile çelişkili hareket etmek demektir. Örneğin korsan bir Çarşı polarında Beşiktaş amblemi doğal olarak sol göğüs kısmında yerini alıyor. Bu işin getirisi ne Beşiktaş'a nede Boyner'e... E bunu alanda Beşiktaş taraftarı ise, Kartal Yuvası dışında satılması dolayısı ile başkalarının bundan nemalanması ve bunun önünün alınmak isterken bir takım çatlak sesler çıkması açıkçası hoş olmuyor.

Bu işin Beşiktaş'a menfaat sağlayacak şekilde neticelenmesini diliyorum. Umarım ilerleyen günlerde güzel sonuçlar alınır...