
Sevda çok uzaklarda
Yıldızlarında ötesinde
Bilmem nasıl yakalarım, kuşlar?
Ya umutlar biterse...
Gidemem gidemem, o kadar uzaklara gidemem...
Not: Ben eli Öpülecek Başkan İstedim, Yüzüne Baktıkça İğreneceğim Değil !

Sevda çok uzaklarda
Yıldızlarında ötesinde
Bilmem nasıl yakalarım, kuşlar?
Ya umutlar biterse...
Gidemem gidemem, o kadar uzaklara gidemem...
Not: Ben eli Öpülecek Başkan İstedim, Yüzüne Baktıkça İğreneceğim Değil !
.jpg)
Beşiktaş Jimnastik Kulübü Türkiye'nin en büyük sportif kulüplerinden biridir. Büyük kulüpler, büyük organizasyonlar profesyonel yönetilir. İşin içine futboldaki duygusal taraftar bağları da girdiği için, yönetimin de benzer bağları hissetmesi beklenir.
Bu sitede Yıldırım Demirören'in Beşiktaş'a kendince sevgisini sorgulayacak bir amaç olamayacağı gibi, özel başka bir sebepten kendisine bir nefret beslenmemektedir.
Ne bu site kurulduğunda yaklaşan 2010 Ocak seçimleri, ne de kısa vadedeki sportif başarı veya başarısızlıklar bu sitenin kuruluşunu etkilemiştir. Herhangi bir başkan adayını destekleyecek bir fikir olmadığı gibi, Yıldırım Demirören yerine gelecek bir adaya da bir sempati beslenmemektedir. Hatta bahsedilen adayların sportif ve Beşiktaş değerleri anlamında daha başarılı olup olmayacağı da muammadır.
Ancak taraftar çoğunluğuna göre kesin olan; Yıldırım Demirören'in Beşiktaş'ın başındaki isim olamayacağıdır. Demirören göreve geldiğinden beri Onursal Başkan Süleyman Seba'nın yıllar boyunca kurmaya çalıştığı "Beşiktaşlılık" değerlerini yerle bir etmiştir. Kulübü profesyonel yönetmemekle beraber çocukça açıklamalarıyla kulübün saygınlığını da zedelemiştir. İdeal Beşiktaş'a uygun bir başkan taraftarın isteğidir; doğru isimler Beşiktaş'ı yönetmedikçe taraftar tepkisini bir şekilde ifade edecektir. Bu taraftarların isteği Yıldırım Demirören'in Beşiktaş sahnesinden inmesidir.
Beşiktaşlılık Değerlerinden Uzaklaşarak Yaşattıkları
Yaptığı gereksiz, tutarsız ve Beşiktaş Başkanı'nın saygınlığını küçültücü açıklamalar ve davranışlar
- Fenerbahçe maçından sonra "Sivas maçına PAF takımla çıkacağız" açıklaması yaptı, sözünde durmadı.
- Papermoon'da Adnan Polat ile Galatasaray maçından önce yemek yedi, "GS şampiyon olsun, biz de kupayı alalım" dedi.
- Matthaus ile anlaşıldı, aniden ve diğer yöneticilerden habersiz Del Bosque teknik direktörüğe getirildi.
- Rıza Çalımbay'ın sonuna kadar arkasında olduğunu söyledi ve 2 hafta sonra kendisini görevden aldı.
- Ertuğrul için "Arkasındayız" açıklamasını yaptı, aynı gün Lucescu ile görüşmeye Ukrayna'ya gitti.
- Mustafa Denizli için "Ben olduğum sürece Mustafa Denizli bu kulüpten içeriye giremez" dedi, 11 ay sonra Denizli teknik direktörlüğe getirildi.
- "PAF takımla çıkın" diyerek dalga geçen Ahmet Çakar'a "Sen de küçük Ahmet'le çık" dedi.
- Şan Ökten kamp tesislerinin adını değiştirmeye cüret etti.
Transfer Başarısızlıkları
Toplamda 5 yılda kulübün borcunu 17 milyon $'dan 115 milyon $'a çıkardı.
- Ailton: 3 Milyon Euro
- Del Bosque tazminatı: 8 Milyon Euro
- Higuain: 1.65 Milyon Dolar
- Schildenfeld: 2 Milyon Euro
- Holosko: 5 Milyon Euro + Koray Avcı + Burak Yılmaz
- Sivok + Zapotocny : 9 Milyon Euro
- Tabata: 8 Milyon Euro
- Serdar Kurtuluş: Sinan Kaloğlu + Eser Yağmur + 1 Milyon Dolar
- İsmail Köybaşı: Serdar Kurtuluş + 5.5 Milyon Euro
- Delgado: 5 Milyon Euro
Toplamda 5 yılda 62 transfer yapıldı (8'i bu sene), 40'ı gönderildi. Maç başı ücretler, primler hariç 75 Milyon Euro ödendi. Carew dışında satış yapılıp para kazanılamadı. Yabancı kontenjanı açmak için oyuncular ya bedava yollandı ya da yıllık parası ödenerek kiralandı.
Sportif Başarısızlıklar
- Futbol takımı 5 senede sadece 1 şampiyonluk kazandı.
- Futbol takımı Avrupa'da son 32'ye dahi kalamadı.
- Voleybol takımı küme düştü.
- Basketbol takımı alınan sponsorluk isimlerine rağmen istenen başarıyı hala gösteremedi; takım oyuncuları maaşlarını alamadı, antrenmanlara çıkmadı.
- Hentbol takımı dışında hiçbir amatör branş kayda değer bir başarı kazanamadı.
Kurumsal Başarısızlıklar
- Kötü yönettiği kulübü cebinden para verip kendine borçlandırarak yönetmeye çalıştı.
- 5 yıldır dillerde dolanan stad projesiyle ilgili hala net, somut bir adım atmadı.
- Kulüpte geçmişi şüpheli (kaçak pasaport olayı) Sinan Engin'i göreve getirdi.
- Medyaya birbirlerini ve kendisini suçlayıcı açıklamalar yapan yöneticileri yönetemedi.
- BJK TV'ye sahip çıkamadı, sonunda BJK TV kapatıldı.
- Kendi oyuncusunun kontratını yenilemeyi unutan bir yönetimle çalıştı.
- Fulya projesini tarihi bir verimsizlikle sonuçlandırdı, maliyet hedefleri tutturulamadı.
İhanetleri
- (Bu ıspatlanmamış, yaygın bir söylentidir) Beşiktaş Başkanı Serdar Bilgili'ye tribünde küfrettirdi.
- Kötü yönettiği kulübü daha da kötü yönetmek üzere cebinden 50 Milyon Dolar verdi. Bu parayı hibe değil, Beşiktaş'ın kendisine borcu olarak ortaya koydu. Kongrede karşısına çıkacak adaylar bu borç karşısında sindiler.
- (Bu ıspatlanmamış, yaygın bir söylentidir) Denizlispor maçında aleyhinde tezahürat yapan taraftarları "Karagümrüklüler" adında bir grup kullanarak dövdürdü. İddiaya göre, yaklaşık 5000 kişilik bu grup bedavaya stada alınmıştı ve "Emrettiler, geldik" diyen elemanlara sahipti.
den farklıdır’’ diye, anarşi dediler.İnsanlar takım sevgilerini en sevdikleri varlıkları ailelerinin yanına koyuyorlar. Bu sevgiyi de ömür boyu terk etmiyorlar. Kulüplerinin başarılarıyla seviniyor, kayıplarıyla üzülüyorlar. Hayatta karşılıksız olarak sevdikleri tek şey takımları.Kaynak: Sabah Gazetesi
Burada görev alan ve hizmet eden insanlardan da bu hassasiyetleri bekliyorlar. Camialarına kim, ne şekilde olursa olsun zarar vermeye başladığında; bunu hissettikleri ve gördüklerinde tepki ve reaksiyonlarını ortaya koyuyorlar.
Beşiktaş taraftarı son dönemde medyanın gözü önünde tartışılıyor. Tartışmanın ötesinde, tribündeki bazı insanları emniyet alıp sorguluyor. Sebep; Beşiktaş Başkanı`na küfür edilmesi...
Toplu küfür zaten hoş değil. Beşiktaş Başkanı`na hiç hoş değil. Beşiktaş gibi büyük bir camiaya yakışmıyor. Yaşananlardan sonra, bu şekilde davrananlar da yaptıklarının farkına vardılar. Bu olayda tepkinin neden bu kadar şiddetlendiği ve arttığı gözden kaçmamalı. Beşiktaş taraftarı artık şunu hissediyor: Başkan ve onun yönetim şekli, kulübün menfaatlerini düşünmek ve camiayı daha iyi yerlere getirmekten çok, kendi önceliklerini koruma yönünde.
Bu takım, yıllarca başarısız da oldu; gerilerde de kaldı. Ama taraftarı hep yanındaydı. Beşiktaş tribünleri dünyada ön plana çıkan en önemli taraftar topluluklarından biri. Bu nedenle bugün birçok insan bu camiaya hizmet etmek arzusu içerisinde.
Diğer takımların taraftarları da dönem dönem kötü tezahüratlarda bulunuyor. Yalnızca Beşiktaş taraftarının emniyete alınıp sorgulanması da hoş değil.
Ayrıca; Yıldırım Demirören Beşiktaş`ta 6 senedir tek başkan. Bu süreçte, karşısında kimse yoktu. Kendisi dışında hiç kimse Beşiktaş tribünleriyle irtibat halinde değildi. Geçmişte Beşiktaş taraftarının deplasman giderlerini karşıladığına ait belgeler gündeme çıktığında, "Veriyorsam, ben veriyorum. Tüm ödemeleri kendi cebimden karşılıyorum" açıklamasını, yine kendisi yaptı. Denizli maçında yaşanan olaylarda tribün dışından birçok insanı kendisine tepki gösterilmesin diye, kendi taraftarını susturmak adına yine kendisi ve çevresindekiler organize etti. Kısacası tüm başkanlık sürecinde bu konuyla ilgili `kendi çaldı kendi söyledi.`
Bugün kendi taraftarından öcü yaratarak, kendini masum gösterip gündemi değiştirme çabası hiç inandırıcı değil. Emniyet, bu olayı gerçekten ortaya çıkartmak ve çözmek istiyorsa, bu işin köküne inmeli. Orada kimi bulacağı çok açık.
Ali Gültiken

