kongre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kongre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2010 Pazartesi

Beşiktaş'ın Asıl Sahiplerine...


Nasıl başlasam bu travmadan sonra bilemiyorum. Zaten pırıltılı kelimeler ile cümle kuramıyorum. Sabahtan beri ilgili bloglar da yazılanları okuyorum herkes doğal olarak isyan içinde… Ben de öyleyim.

Bir kongre geldi geçti. Geçen 5 sene boyunca gözleri kör olan “Beşiktaş’ın asıl sahipleri” tekrar malum başkana oy verdiler. Bir bildikleri vardır diyemiyorum, bir şey bilmiyorlar çünkü aynı pilavı tekrar yediler. Doğal olarak bizlere de yine kara günleri armağan ettiler… Kongre de kullanılan oy sayısı 7500, kullanılmayan oy sayısı 5300. Murat Aksu 2837, Malum başkan 4506 oy aldılar. Yani Beşiktaş’ın geleceğini 4506 tane “asıl sahip” kararttı. Suçlu aranacaksa asıl suçlu 4506 kongre üyesidir. Buna ek olarak Malum Başkan’ın tekrar aday olmasıdır. Yazık. Yazık ki katılımın 5 sene sonunda tam olamamasıdır. Derneklerin katılımlarını tam olarak gerçekleştirdiği söyleniyor. Peki kim bu katılmayan “Beşiktaş’ın asıl sahipleri?” Cevapsız kalan bir soru… Madem oy kullanmaya gitmeyeceksiniz ne diye üye olursunuz Beşiktaş’a be adamlar?!

Bu seçimde de gördük ki Malum Başkan’a muhalefet eden, köşelerde zırvalayan saygıdeğer kalemşörler mükemmel bir “U” dönüşü yaptılar ki yarışmalara katılsalar ödül almaları içten değil. Yazık sizinle aynı renklere aşığım. Ama tabii sizin beyazınız kirlenmiş. Benim beyazım apak. Sizin siyahınız laciverte çalık, benim siyahım zindan kara! Öyle böyle değil, her mikrofon uzatıldığında, her köşe açıldığında, start verildiğinde siz değil miydiniz giydiren lafları malum başkana? Ne oldu da finish’e varmak için geri vitesinizi kullandınız? Asıl irdelenmesi gereken konuların başındadır bu mesele arkadaşlar.

Tribünde ki tepkiye göz yuman koskoca kongre hakkında çok şey söylemek istiyor bünye. Tribünün sanki 1 maçlık protestoymuş gibi protesto yaptığının kanısında olan o sayın “sahipler”e soruyorum? Siz 5 yıldır hangi Beşiktaş’ı izliyorsunuz? A takımı mı yoksa Paf takımı mı? He eğer ki ikisinide diyorsanız, ben size o zaman diğer şubelerin ne hallerde olduğunu da bilmediğinizi belirtirim. Hatta bence sizler Beşiktaş ile uzaktan yakından alakası olmayan insanlarsınız. Yazık.

Tribününün tamamının suçsuz olduğu da söylenemez. Quaresma diye bağıran arkadaşlar ile aynı takımı tutuyoruz. Hatta 2 kupayı unutmayıp vefa abidesi bünyeler de mevcut içimizde. Çoğunluğun istemediği, hatta kim ile konuşsam Malum Başkandan dert yandığı ortam da, taraftarlarının istemediği fakat “sahiplik” kisvesini yüklediği peşi sıra giden insanlardan geçinen, döner sermaye vari bir çarktayız. Ki bunu da yıkmak istediğimiz de sürekli metazorik bir biçimde engel olan ileri-geri gidenlerin olduğu tribündeyiz. Yazık!

Son olarak da Beşiktaş’a veda edeceğini dile getiren arkadaşların duygularına tercüme olacak şu güzel türküden;

Sevda çok uzaklarda

Yıldızlarında ötesinde

Bilmem nasıl yakalarım, kuşlar?

Ya umutlar biterse...

Gidemem gidemem, o kadar uzaklara gidemem...


Not: Ben eli Öpülecek Başkan İstedim, Yüzüne Baktıkça İğreneceğim Değil !

YOK !

Kanatları kırılmış kartalımın kalbinide parçaladılar en sonunda ve bir gerçeği gözümüze soka soka gösterdiler bize. Gerçi biliyorduk ama inanmıyorduk kongrenin satılmış olduguna... Kimi mevki için satmış oyunu, kimi para için, kimi de hatır gönül için... Denilecek bir şey yok tribünün tavrınıda biliyoruz zaten değişecek bir şey yok...

Koskoca Beşiktaş camiası sahipsizmiş sahip çıkanı yokmuş ne kongrede ne de tribünde... Bakmayın tribün tepki gosterecek diyenlere, en buyuk hikaye onlar zaten, Demirören istediği sürece artık başkan olarak kalır, bize de yapacak tek şey kalıyor; hani evladı uyuşturucu illetine bulaşmış babanın çaresizliği olur ya içi kan ağlaya ağlaya erir gözlerinin önünde evladı... Yaptığı hiç bir şey çare olamaz kurtaramaz evladını bataklıkdan, parasıda yoktur, malı mülküde tek başına öyle çaresizdir... Uzaktan sever evladını... Bizde artık öyle yapacağız içimiz kan ağlaya ağlaya uzaktan seveceğiz bu dünyadaki ilk aşkımızı...

26 Ocak 2010 Salı

ZTK


Maalesef biz bu kupadan elendik ve ben bu kupayı yaklaşık olarak 2 hafta önce serdilendiği yerde tesadüf eseri gördüm. Ki şu tablo karşısında görmez olaydım diyorum. Gidişatı kendime bağlasam da, kaçınılmaz gerçekler benim olası uğursuzluğumdan daha baskın. Ve gerçekler de ortada...

Son maçımız 4-2 üstünlükle sona ermiş olsa da tek getirisi 100 bin dolar. Manevi anlamda da koca bir "0" var elde. Malum büyük beklenti ile başladık sezona. Ne de olsa son şampiyonduk. Hiç beklemediğimiz olaylar gelişti futbol anlamında. Yönetimsel zaafların götürüsünü her anlamda yaşar olduk. Hem maddi hem manevi kayıplarımızın (sırf bu sezon için) muhasebesini ben yapamıyorum. Zaten Yıldırım Demirören'in Yeminli Mali Müşavir'i varken de bizlere düşmüyor muhasebe yapmak. Tabii bu düşüncenin sahibi az önce bahsettiğim muhterem(!) Ki her bu konu açıldığında Beşiktaş'ın borçsuz olduğundan dem vurmakta... Yok neymiş amatör şubeler götürüyormuş Beşiktaş'ın gelirlerini. 6 yıldır sanırım farkına ancak varılabildi yahut bir çıkış noktası olarak gösteriliyor da olabilir. Bu aşama da insanın sorası geliyor, "6 yıldır futbol şubesi nerede?" diye... Ona da "2 kupayı unutma, vefasızlık yapma" cevabını yapıştırıyor sayın yönetim...

Yahu ben maç yazısı yazıcaktım nerden bulaştım buna...

Bugün maçta gördük ki gençler hırslı, as'lar hırs(s)ız gibi... Rıdvan'ı, Necip'i bu zamana kadar oynatmadığı için hem Mustafa Denizli, hem teknik ekibi hem de Yönetim olağandan daha beter Hipermetrop'tur bana göre. Bu durumda olmamızın baş sebebi sürekli ilk 11 değişikliğinin ve rotasyon yahut tavşan çıkartma olayının baş mimarı sayın Denizli'dir şüphesiz. Konya gibi bir takım karşısında bile acayip bir futbol sergilememizin sebebidir. Beşiktaş'ın olası "0" çekme ihtimalini de gözler önüne seren, bu acıyı yaşatan da Denizli'dir. Sadece suç Denizli'de değil, geçen yıl da bu takımın topçusu olan futbolcularda da pay vardır. Peki sayabileceğimiz onca sebebe çözüm nedir, bunu da kongre belirleyecek. Kongre'den umutlu olanlarımız var, bir ihtimal ben de umutluyum. Fakat korkularım belli, ağır da basıyor son zamanda. Umarım yanılırım. Umarım Beşiktaş'ımız güzel günlere yeni yönetim ile uyanır.

13 Ocak 2010 Çarşamba

www.yeterdemiroren.com

Öncelikle şunu belirteyim ki aşağıda yazılanlar ve bu tanıtımın Kasımpaşa maçı sonrasına tekabül etmesi olağan bir rastlantıdır. Maksat kesinlikle skorsal taraftarlık olmamakla beraber, iki post önce dediğimiz gibi zaman zaman ( geç kaldık gibi ) hatırlatmalar yapacağımızın ikinci adımıdır.

Algon nickli blog kullanıcısı bir ağabeyimiz, belkide kardeşimiz burası pek önemli değil, bir web sitesi açarak kendince ses getirme eyleminde bulunmuş. Daha önce de böyle bir web sitesi mevcuttu fakat ne oldu ise artık aradığınız site kapsama alanı dışında... Bizde girip Anket şeklinde de olsa desteğimizi verdik sevgili Algon'a ve Beşiktaşımıza... Sizlere de tanıtmak istedik. Olağan Kongre'ye sayılı günler kala artık hafızaları tazelemekte fayda var. Sözü tamamen web sitesinde yazan aşağıdaki cümlelere bırakalım...

Beşiktaş Jimnastik Kulübü Türkiye'nin en büyük sportif kulüplerinden biridir. Büyük kulüpler, büyük organizasyonlar profesyonel yönetilir. İşin içine futboldaki duygusal taraftar bağları da girdiği için, yönetimin de benzer bağları hissetmesi beklenir.

Bu sitede Yıldırım Demirören'in Beşiktaş'a kendince sevgisini sorgulayacak bir amaç olamayacağı gibi, özel başka bir sebepten kendisine bir nefret beslenmemektedir.

Ne bu site kurulduğunda yaklaşan 2010 Ocak seçimleri, ne de kısa vadedeki sportif başarı veya başarısızlıklar bu sitenin kuruluşunu etkilemiştir. Herhangi bir başkan adayını destekleyecek bir fikir olmadığı gibi, Yıldırım Demirören yerine gelecek bir adaya da bir sempati beslenmemektedir. Hatta bahsedilen adayların sportif ve Beşiktaş değerleri anlamında daha başarılı olup olmayacağı da muammadır.

Ancak taraftar çoğunluğuna göre kesin olan; Yıldırım Demirören'in Beşiktaş'ın başındaki isim olamayacağıdır. Demirören göreve geldiğinden beri Onursal Başkan Süleyman Seba'nın yıllar boyunca kurmaya çalıştığı "Beşiktaşlılık" değerlerini yerle bir etmiştir. Kulübü profesyonel yönetmemekle beraber çocukça açıklamalarıyla kulübün saygınlığını da zedelemiştir. İdeal Beşiktaş'a uygun bir başkan taraftarın isteğidir; doğru isimler Beşiktaş'ı yönetmedikçe taraftar tepkisini bir şekilde ifade edecektir. Bu taraftarların isteği Yıldırım Demirören'in Beşiktaş sahnesinden inmesidir.

Beşiktaşlılık Değerlerinden Uzaklaşarak Yaşattıkları

Yaptığı gereksiz, tutarsız ve Beşiktaş Başkanı'nın saygınlığını küçültücü açıklamalar ve davranışlar

- Fenerbahçe maçından sonra "Sivas maçına PAF takımla çıkacağız" açıklaması yaptı, sözünde durmadı.
- Papermoon'da Adnan Polat ile Galatasaray maçından önce yemek yedi, "GS şampiyon olsun, biz de kupayı alalım" dedi.
- Matthaus ile anlaşıldı, aniden ve diğer yöneticilerden habersiz Del Bosque teknik direktörüğe getirildi.
- Rıza Çalımbay'ın sonuna kadar arkasında olduğunu söyledi ve 2 hafta sonra kendisini görevden aldı.
- Ertuğrul için "Arkasındayız" açıklamasını yaptı, aynı gün Lucescu ile görüşmeye Ukrayna'ya gitti.
- Mustafa Denizli için "Ben olduğum sürece Mustafa Denizli bu kulüpten içeriye giremez" dedi, 11 ay sonra Denizli teknik direktörlüğe getirildi.
- "PAF takımla çıkın" diyerek dalga geçen Ahmet Çakar'a "Sen de küçük Ahmet'le çık" dedi.
- Şan Ökten kamp tesislerinin adını değiştirmeye cüret etti.

Transfer Başarısızlıkları

Toplamda 5 yılda kulübün borcunu 17 milyon $'dan 115 milyon $'a çıkardı.

- Ailton: 3 Milyon Euro
- Del Bosque tazminatı: 8 Milyon Euro
- Higuain: 1.65 Milyon Dolar
- Schildenfeld: 2 Milyon Euro
- Holosko: 5 Milyon Euro + Koray Avcı + Burak Yılmaz
- Sivok + Zapotocny : 9 Milyon Euro
- Tabata: 8 Milyon Euro
- Serdar Kurtuluş: Sinan Kaloğlu + Eser Yağmur + 1 Milyon Dolar
- İsmail Köybaşı: Serdar Kurtuluş + 5.5 Milyon Euro
- Delgado: 5 Milyon Euro

Toplamda 5 yılda 62 transfer yapıldı (8'i bu sene), 40'ı gönderildi. Maç başı ücretler, primler hariç 75 Milyon Euro ödendi. Carew dışında satış yapılıp para kazanılamadı. Yabancı kontenjanı açmak için oyuncular ya bedava yollandı ya da yıllık parası ödenerek kiralandı.

Sportif Başarısızlıklar

- Futbol takımı 5 senede sadece 1 şampiyonluk kazandı.
- Futbol takımı Avrupa'da son 32'ye dahi kalamadı.

- Voleybol takımı küme düştü.

- Basketbol takımı alınan sponsorluk isimlerine rağmen istenen başarıyı hala gösteremedi; takım oyuncuları maaşlarını alamadı, antrenmanlara çıkmadı.

- Hentbol takımı dışında hiçbir amatör branş kayda değer bir başarı kazanamadı.

Kurumsal Başarısızlıklar

- Kötü yönettiği kulübü cebinden para verip kendine borçlandırarak yönetmeye çalıştı.
- 5 yıldır dillerde dolanan stad projesiyle ilgili hala net, somut bir adım atmadı.
- Kulüpte geçmişi şüpheli (kaçak pasaport olayı) Sinan Engin'i göreve getirdi.
- Medyaya birbirlerini ve kendisini suçlayıcı açıklamalar yapan yöneticileri yönetemedi.
- BJK TV'ye sahip çıkamadı, sonunda BJK TV kapatıldı.
- Kendi oyuncusunun kontratını yenilemeyi unutan bir yönetimle çalıştı.
- Fulya projesini tarihi bir verimsizlikle sonuçlandırdı, maliyet hedefleri tutturulamadı.

İhanetleri

- (Bu ıspatlanmamış, yaygın bir söylentidir) Beşiktaş Başkanı Serdar Bilgili'ye tribünde küfrettirdi.
- Kötü yönettiği kulübü daha da kötü yönetmek üzere cebinden 50 Milyon Dolar verdi. Bu parayı hibe değil, Beşiktaş'ın kendisine borcu olarak ortaya koydu. Kongrede karşısına çıkacak adaylar bu borç karşısında sindiler.
- (Bu ıspatlanmamış, yaygın bir söylentidir) Denizlispor maçında aleyhinde tezahürat yapan taraftarları "Karagümrüklüler" adında bir grup kullanarak dövdürdü. İddiaya göre, yaklaşık 5000 kişilik bu grup bedavaya stada alınmıştı ve "Emrettiler, geldik" diyen elemanlara sahipti.


Ve daha niceleri... Maddi zarar elbette kapatılır ama yaratılan manevi zararın hasarı kolay kolay kalkmaz ortadan. Kongre'de oy kullanacak üyelerin özellikle çoluğu çocuğu olan büyüklerimizin evlatlarını göz önüne getirerek oy kullanmalarını istiyorum. Belki o zaman satılmışlara en güzel cevabı vermiş oluruz...

" A "

'' A ''

Çok basit değil mi?

A

Alfabenin ilk harfi…Çoğumuzun eğitimdeki ilk mesaisi.

Hepimiz öğrendik ‘A’ yı, sonra da farklı amaçlar için farklı yerlerde yazdık.

Örneğin ağabeylerimiz, yoluna ömür adadıkları Çarşı’yı yazarken kullandılar değişik bir boyutunu.

Sorduk ‘’Bu niye diğerlerinden farklıdır’’ diye, anarşi dediler.

O ne ki diyebildik çocuk aklımızla, adaletsizliğe, bozuk düzene karşı olmakmış.Aslı Gündoğdu’da yatar, gücünü Beşiktaş sevgisinden alırmış.

Yıllarca Beşiktaş’ın elini kolunu bağlamışlar, hakkını gaspedip masabaşında oyuncak misali hiçe saymışlar emeklerini.Beşiktaşlı eli kolu bağlıyken kafa atmaya yeltenince de fişleyip adını anarşi koymuşlar.

Peki Beşiktaşlı cevaben ne demiş?

‘’Adaletin bittiği yerde anarşi başlar.’’

Bu devran böyle gitmiş ve Beşiktaş tribünü yaygın tabirle yedi düvele nam salan bir güç halini almış.

Buraya kadarki tüm gerçekleri masal kipinde ifade etmiş olabiliriz; lâkin acı tecrübelerle sabittir ki, hayatta her güzel şeyin mutlak bir sonu varmış.

Beşiktaş tribünlerinin uğrak yerine göz dikilmiş bir zamanlar, loca yapılacakmış oraya.Yeni açığa mevzilenmiş taraftar.

Bu duruma hassas ayar bile verilmiş.

Denmiş ki;

‘’Stadın her yeri loca olsa da, sevenleri kimse ayıramaz ki…’’

Bir kongre gelmiş ve adaylardan biri demiş ki;

‘’Seçilirsem kapalıyı gerçek sahiplerine geri vereceğim.’’

Kastı: Çarşı

Seçilmiş, sözünü tutmuş.

Günümüze kadar olan süreçte olanları anlatmaya gerek yok sanırım, geldiğimiz nokta malum.

Fakat gittikçe kapalı gerçek sahiplerinin oraya taşıdığı ruhtan uzaklaşır olmuş.

Üste Telekom reklamı,

‘’Ruhumuz Yeter’’ yazısının siyaha boyanması;

Pankart yasakları…

Gelgelelim yıllarca farklı olduğumuzu düşündürten en önemli iki nokta isyankârlık ve sosyal sorumluluk ruhumuzdan yol almaya başlamış.

Tekel pankartına, Türkân Saylan’ın yâd edilmesine ve daha bir dizi olaya, hatta özkaynağa kadar ve Beşiktaş geleneklerini yaşatmaya yönelik söylemlerimize bile ambargo konulmakta.

Hatta Alen ağabeyimizi bile anamaz olduk bir pankartta.

Profil deyip duruyoruz hep de, hakikaten bir değişim var sanki.

Bunun anahtarı galiba taraf olmamakta –elbette Beşiktaş’tan başkasına.-

Şimdi yapabilir miyiz?

Zamanında yapıldıysa şimdi neden olmasın?

Ama o zaman içerisindeki isyan ve ruh hali, o şevk, o aşk ve o inanmışlık.

Mesele A’yı yeniden hatırlamakta.

Amerika’yı yeniden keşfetmeye ya da alfabeyi yeniden yazmaya gerek yok.

Sadece A yeterli, lâkin dolu dolu olsun içi…


Not: Bu yazının yazarı Aram'a teşekkürlerimizi sunarız.

6 Ocak 2010 Çarşamba

Kongre'ye Doğru Vol.1


BORÇ BATAĞI !



Daha önce eminim bir çok yerde izlemişsinizdir. Fakat hatırlatmak istedik kendi adımıza. Beşiktaşımızın Kurtuluşuna sayılı günler kala hafızaları tazeleyeceğiz. Bu başlangıç olsun. Umuyoruz ki geleceğimizi bir kez daha karartmaz, sayın kongre üyelerimiz. Ve buradan hâlâ Yıldırım Demirören'i savunacak zihniyetlere selamlarımızı iletiyoruz...

14 Kasım 2009 Cumartesi

Emniyet Köküne İnmeli

İnsanlar takım sevgilerini en sevdikleri varlıkları ailelerinin yanına koyuyorlar. Bu sevgiyi de ömür boyu terk etmiyorlar. Kulüplerinin başarılarıyla seviniyor, kayıplarıyla üzülüyorlar. Hayatta karşılıksız olarak sevdikleri tek şey takımları.
Burada görev alan ve hizmet eden insanlardan da bu hassasiyetleri bekliyorlar. Camialarına kim, ne şekilde olursa olsun zarar vermeye başladığında; bunu hissettikleri ve gördüklerinde tepki ve reaksiyonlarını ortaya koyuyorlar.
Beşiktaş taraftarı son dönemde medyanın gözü önünde tartışılıyor. Tartışmanın ötesinde, tribündeki bazı insanları emniyet alıp sorguluyor. Sebep; Beşiktaş Başkanı`na küfür edilmesi...
Toplu küfür zaten hoş değil. Beşiktaş Başkanı`na hiç hoş değil. Beşiktaş gibi büyük bir camiaya yakışmıyor. Yaşananlardan sonra, bu şekilde davrananlar da yaptıklarının farkına vardılar. Bu olayda tepkinin neden bu kadar şiddetlendiği ve arttığı gözden kaçmamalı. Beşiktaş taraftarı artık şunu hissediyor: Başkan ve onun yönetim şekli, kulübün menfaatlerini düşünmek ve camiayı daha iyi yerlere getirmekten çok, kendi önceliklerini koruma yönünde.
Bu takım, yıllarca başarısız da oldu; gerilerde de kaldı. Ama taraftarı hep yanındaydı. Beşiktaş tribünleri dünyada ön plana çıkan en önemli taraftar topluluklarından biri. Bu nedenle bugün birçok insan bu camiaya hizmet etmek arzusu içerisinde.
Diğer takımların taraftarları da dönem dönem kötü tezahüratlarda bulunuyor. Yalnızca Beşiktaş taraftarının emniyete alınıp sorgulanması da hoş değil.

Ayrıca; Yıldırım Demirören Beşiktaş`ta 6 senedir tek başkan. Bu süreçte, karşısında kimse yoktu. Kendisi dışında hiç kimse Beşiktaş tribünleriyle irtibat halinde değildi. Geçmişte Beşiktaş taraftarının deplasman giderlerini karşıladığına ait belgeler gündeme çıktığında, "Veriyorsam, ben veriyorum. Tüm ödemeleri kendi cebimden karşılıyorum" açıklamasını, yine kendisi yaptı. Denizli maçında yaşanan olaylarda tribün dışından birçok insanı kendisine tepki gösterilmesin diye, kendi taraftarını susturmak adına yine kendisi ve çevresindekiler organize etti. Kısacası tüm başkanlık sürecinde bu konuyla ilgili `kendi çaldı kendi söyledi.`
Bugün kendi taraftarından öcü yaratarak, kendini masum gösterip gündemi değiştirme çabası hiç inandırıcı değil. Emniyet, bu olayı gerçekten ortaya çıkartmak ve çözmek istiyorsa, bu işin köküne inmeli. Orada kimi bulacağı çok açık.

Ali Gültiken
Kaynak: Sabah Gazetesi

Ne güzel anlatıyor Ali Gültiken olayları. Bu kadar efendice analiz yapan birtane insan gösterin bana. Geçmişi geleceği hatırlatmak adına güzel bir yazı olduğu için paylaşmak istedim...

7 Kasım 2009 Cumartesi

Yenilenmeliyiz



Bazen kabuklarını kırmak zorunda kalırsın yenilemelisindir kendini çünkü eger kendini yenileyemezsen kaybolmaya mecbur bırakılırsın...

İşte içinden geçtigimiz bu günlerde Beşiktaşımızında kendini yenilemesi lazım ama bu yenileme baştan aşşagıya olmalıdır ilk başta başkan ve yönetim yenilenmelidir bu yenilenen yönetim kongre yapısını yenilemelidir kongresi üyesi olmak çok zor olmalıdır ayrıcalıklı bir unvan olmalıdır ve kongre uyesi olanlara bazı sartlar kabul ettirilmelidir,öyle kongre üyesi oldun seçimden secime gel olmaz bir nevi kongre bir meclis gorevi yonetimlerde bir hukumet gorevi gormelidirler ki kongrenin gercek şekilde denetleyecegi yönetim basit hatalar yapmakdan kacınır ve kulubu onca borcun altına sokamaz.kongre yle beraber teknik kadrolar ve futbolcular baştan aşşagıya yenilenmelidir yeni bir alt yapı sistemi kurulmalıdır ve federasyon kararı olsun olmasın ilk 18 de 3 ilk 11 de en az 1 tane alt yapı oyuncusu bulunması zorunlu hale gelmelidir ki bu şekilde alt yapının önemi artar belki ilk yıllarda biraz sıkıntı yaşanır ama ilerki yıllarda alt yapıdan gelen futbolcular gereksiz transferlerin önunu keser alınacak yabancı oyunculara daha buyu butce ayrılır ernst gibi kaliteli oyuncular kulube kazandırılır. Ayrıca bu teknik heyet alt yapı dısındada kulube yeni hocalar kazandırmak için bir okul işlevi gormek zorundadır buda alt yapıyı ve gelecekde a takımı başarılı ve kulubun yetiştirdigi hocalar kazandırarak kulubun gelecegine dair bir güvenlik çemberi kurulmasına neden olur.Bir sistem kurulmalıdır gerek yonetim bazında gerek teknik heyet futbolcu bazında kulup kendi yoneticisini kendi teknik heyetini kendi futbolcusunu yetişdirmeli eksik kalan yerlerede işini iyi yapan kaliteli profesyonelleri getirmelidir ama burda en onemli olan nokta bu oyunculara ve hocalara Beşiktaşlılık iyi ogretilmelidir

Bu yenilik cabalarından sonra tribunler yenilenmelidir.Artık arabesk sarkılarla halay cekme dönemi kapanmalıdır artık tribunlerde reis abi bilmem ne olayı bitmeli bitirlmelidir.ailelerin tribunlere gelmesi saglanmalı,herkesin biletinde veya kombinesinde yazan koltuk sırasına oturtulması saglanmalıdır.Her ne kadarda tribun liderleri bu işleri takım sevdasından yaptıklarını yada başladıklarını varsaysakda gelinen nokta bu işlerin ranta dönüştügünü en azından öyle algılandıgını ve camiaya zarar verdigi gözükmekdedir.kısaca tribunler yenilenmeli ve yenilik harekatı bitirilmelidir

Aksi takdirde gelişen çaga ayak uyduramayıp tarih sayfalarında yerimizi alırız.Bu son barikat,halkın takımı,endustriyel futbola karsıyız gibi populer lafları bırakmalıyız gerçeklerle yüzleşmeliyiz.Her sene tabata gibi bir topcuya 8 milyon eoru verilerek bu söylemler olmaz.artık bu çelişkiden kurtulmalıyız.

Degişen dunyada futbolda degişiyor ve rakiplerimiz bu düzene ayak uydururken biz hala eski zihniyetle başkan seciyor hoca seçiyorsak ve aynı eski zihniyetle tribunlerden arabesk sarkılar soyluyorsak bir yerlerde bazı seyler yanlıs gidiyor demekdir.İşte o yanlışın sonucları basiretsiz bir başkan,yeteneksiz bir hoca,ruhsuz futbolcular ve birbirine girmiş birbirini rantcı olmakla suclayan tribunler
ya yenilenecegiz ya yenilecegiz başka bir alternatifi yok...

5 Kasım 2009 Perşembe

Y.D.







Gerçekleri gizleyerek veya konuları degiştirerek nereye varılabilir.Stadlarda ilk defa mı küfür ediliyor yöneticilere ki birden ayaklanmaya baslayı verdiniz.Daha 3 hafta önce taraftarları linç edenleri neden tespit ettirmediniz de şimdi çıkmıs küfürü bitirecem küfür edenleride bitirecem diyorsunuz unutmayınız ki her yönetim yaptıklarının hesabını verir ha bugün ha yarın ha gelecekde ama verir.
Açık bir şekilde kamu oyunun dikkatini farklı bir yöne cekmeye çalısıyorsunuz üstelik bide Trabzon maçı sonrası için basın toplantısı yapacagınızı açıklıyorsunuz. Çok merak ediyorum ne yapacaksınız elinizde kumanda tek tek maçlarımı göstereceksiniz, bırakınız bu işleri artık bu gemi su alıyor ve tek kurtuluş yeni bir kaptanın gelmesi, Beşiktaşımızı uçuruma sürüklemenize asla izin vermeyeceğiz.

Ve yaptıklarınızın bedelini size ödetecez o zaman görecez bakalım kim kimi bilmem ne yapacakmıs.



4 Kasım 2009 Çarşamba

İki Satırlık...

Söndürmüşüz feneri salaş bir balıkçıda
Rengimizi sıyırmışta gitmiş gidenimiz
Nur cemalimizin astarı kalmış bi tek
O da kaşık kadar

Vur kadehi ustam bu gecede sarhoşuz
Kalan sağlar bizimdir acıdan mayhoşuz
İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze
Bundandır böyle dibe vuruşumuz...


İki satır... Evet son iki satır o kadar çok şey anlatıyorki anlayana... Dönüp dolaşıp amaç ne? diye soruyorum kendime dün gecen beri...  İstenmediğin yerde durmanın anlamı ne... Hani nostaljik filmlerdeki dublorler kadar da rol yapamaz mı insan...

Patron, kötü çalışan işçisinin işine son verir. Patron, şirketi ayakta tutmaya çalışır. Patron kötü giden işleri düzeltir. Patron, Usta'ya hesap sorar. Bunun gibi meziyetler... Hangisini görebiliyorsunuz aşağıda?




a) hiçbiri
b) yokki

İstikrarsızlığın İstikrarı Beşiktaş !


Dün ki kaos hakkında ne kadar sağlıklı yazabilirim şüpheliyim bundan... Bu takımda eksik o kadar çok şey var ki hangisinden başlayacağını bilemiyor insan. Şampiyonluk sonrası bir takım ancak bu kadar dağılabilirdi herhalde...

Bu futbolcuların düzgün idman yaptığından, hatta profesyonel bir idman programı uygulandığından şüpheliyim. Kondisyon yok, 3 pas yok, pozisyon kısırlığı evlere şenlik... Delgado'yu bu kadar özleyeceğimi dün akşamdan önce hiç düşünmemiştim. Bobô - Nobre değil, Bobô x 2 bile bu takımda gol atamaz. İleriye pas taşıma yok, derin pas yok. Bakın dikkat edin, İsmail oyuna dahil olduktan sonra birkaç orta açılabildi ceza sahasına. Boşa açıldı elbet adamımız yoktu. Fakat Bobô, Nobre bu takımda ceza sahasına kadar top taşıyıp yanlara açacaksa Tabata ne iş yapar o zaman bunuda sorgulamamız lazım... Her maç aynı hava takımda, bir değişiklik yok. Forvet adamı defanstan top çıkarsın, yanlara versin, yanlar orta içe dönsün, sonra at Fink'e... Olacak iş değil. Ben ezberledim oyun mantalitenizi akıl ermediği halde mantaliteye... Mustafa Denizli'ye, Demirören ne diyor mağlubiyetler sonrası çok merak ediyorum. Hesap sorulmalı bir teknik direktörden başarılıda olsa, başarısızda olsa... Gerçi Mustafa Denizli sezon itibari ile istikrar abidesi bir takımın teknik direktörü... Gol'ler mumla aranıyor. Kaos aynı kaos. Takım aynı durumda... Değişen ne? Hiçbirşey... İstikrarsızlığın, istikrarını çiziyoruz her anlamda...



Bulunduğumuz durum tamamıyle dibe batmaktan ibaret. Kongre süreci, takımdaki formsuzluk, tribündeki kaos vs. vs...

Dün verilen tepkiyi de anlamsız buluyorum. Bu zamana kadar hep susturuldu bu tribün. Ne olduda dün bağırıldı istifa diye? Ne kadar etkili oldu? Geçmiş dönem başkanlarına yapılan protestoları sorguluyoruz her defasında. Bit yeniği arıyoruz Yıldırım Demirören'e yapılmayanlar için doğal olarak. Bırakın insanları yanlış yönlendirmeyi, doğru zamanlı tepkileri susturdukça size güvenen insanların güvenlerini boşa çıkartmaktan başka elinizde hiç bişey kalmayacak...


Tepki veriliyor başkana, başkanda kabarıyor siz görürsünüz gibisinden... Yakışmıyor... Yeni gelecek başkan ve yönetimin bazı şeyleri göze alarak gelmesi lazım bu koltuğa. Artık Beşiktaş enkaz halinde... Bunun geri dönüşümünü Yıldırım Demirören'in gerçekleştirmesi şahsım adına imkansız. Biz bu takımdan çok şey istemiyoruz...